AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2016 Çarşamba

EVRENSEL BİR BAŞARI.KUTLARIZ: Zeynep ERKUNT ARMAĞAN - Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı

YAŞAYAN BİR EFSANE; MİLLİ SANAYİ MUCİZESİ & TÜRK İŞÇİSİ VE ÇİFTÇİSİ'NİN MEDAR-I İFTİHARI, HAKLI GURURU 

ERKUNT TRAKTÖR’ÜN İZLERİ DÜNYADAN TAKİP EDİLİYOR
Zeynep ERKUNT ARMAĞAN
Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı
13 yıldır sektörde başarılı çalışmaları ile adından söz ettiren Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep ERKUNT ARMAĞAN, Amerika’da Women Presidents’ Organization (Kadın Yöneticiler Organizasyonu) tarafından yapılan değerlendirmede Dünya 13.’sü oldu.
Merkezi Amerika’da olan ve dünya çapında faaliyet gösteren Women Presidents’ Organization,
her yıl olduğu gibi bu yıl da son 4 yılda şirketini en hızlı büyüten 50 kadın CEO’yu belirledi. Dünya çapında başarılı iş kadınları ve girişimcilerin bir araya gelerek oluşturduğu bu platform, CEO’ların şirketlerini bir adım daha öteye taşımaları için önemli fırsatlar sunuyor. WPO’nun esas amacı ise şirketlerin büyümesini hızlandırırken, rekabeti arttırmak ve öğrenme grupları aracılığı ile ekonomik güvenliği desteklemek.
Son 3 yılda yer aldığı listede, bu yıl da Dünya 13.sü olarak yer alan Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN, 3. kez değerlendirmeye alındığı uluslararası arenada ilk 50’ye giren ilk ve tek Türk kadın CEO olma ayrıcalığına sahip. 3 kez peş peşe dünyanın başarılı işkadınları listesinde Türkiye’yi temsil eden ERKUNT-ARMAĞAN, hissettiklerini şöyle dile getirdi:
“2003 yılında Erkunt Traktör hayata geçtiğinde çok zor bir görevin beni beklediğini biliyordum. Yerli bir markayı pazara sunmak, kabul görmesi için adım adım Türkiye’yi dolaşmak, kendinizi ve ürününüzü anlatmak çetin bir süreçti. Hızlanan adımlarla bu kez de yarattığınız güvenin ve itibarın arkasında durmak, çiftçinin güvenine layık olmak durmaksızın çalışmayı gerektiriyor. Bugün geriye dönüp baktığımda;  çalışma arkadaşlarımdan bize güvenen çiftçi dostlarımıza kadar birçok paydaşımızla gerçek bir Aile olmayı başardığımızı görüyorum. Bu başarılar, bu ödüller benim gibi görünse de aslında bu büyük takımın başarısıdır. Ödül töreninin yapıldığı Baltimore/ABD’de, salondaki tek Türk kadın sanayici olarak ödülümü alırken, arkamda 2003 yılından beri Erkunt’a inanan, bugünkü Erkunt’u ortaya çıkaran herkesin varlığını hissettim. Erkunt’u bugünkü Erkunt yapan herkese şükran borçluyum.
Genç girişimcilerle bir araya geldiğim birçok platformda, başarıya giden yolun inançla çalışmak, yılmadan çalışmak ve yapılan işi çok sevmekten geçtiğini her fırsatta dile getiriyorum. Türkiye’de bu bayrağı daha da ileriye taşıyacak gençlerimizin arkamızdan geldiğini bilerek, kararlı ve sabırlı olmanın önemini onlara biz kez daha hatırlatmak istiyorum.”
Erkunt Traktör Sanayii A.Ş. ve
Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN hakkında:
Dünyanın ve Türkiye’nin ilk kadın traktör üreticisi olan Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümünden mezun olduktan sonra, Erkunt Döküm ve Makine Fabrikalarında iş hayatına atılmış, 24 yıl aralıksız sürdürdüğü bu görevine Erkunt Traktör’ün kuruluşu ile beraber son vererek, Erkunt Traktör’ün Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO’luğunu üstlenmiştir. Sektördeki başarılı ve öncü çalışmalarıyla şirketini 6. yaşında Pazar 3.’lüğüne yükselten ERKUNT-ARMAĞAN Türkiye’de ve Dünya’da Cinsiyet Eşitliği konularında yer aldığı platformlarda da önemli çalışmalar yapmaktadır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme Prensipleri(WEP) ile kadın istihdamına ve cinsiyet eşitliğine verdiği önemi yazılı olarak da deklare etmiştir.  Türkiye’de otomotiv sektöründe ilk mavi yaka kadın istihdamının da önünü açan ve bu konuda ülkemizde öncü şirket yöneticisi konumunda bulunan ERKUNT-ARMAĞAN, bu belgeyi imzalayarak çalışma hayatında cinsiyet eşitliğini ve insan haklarına saygılı şirket politikaları geliştireceğini resmi olarak kabul etmiştir.
Evli ve 2 çocuk annesi olan ERKUNT-ARMAĞAN, birçok sektör platformunda ve STK’da da da yer almaktadır.
WEPs hakkında:
Özel sektörün en önemli küresel girişimlerinden biri olan Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women Empowerment Principles-WEPs), sektör ayrımı olmaksızın ve ekonomik aktivitenin her aşamasında kadınların iş dünyasına tam olarak katılımı için güçlenmesini amaçlamaktadır. UN Global Compact ve UN Women işbirliğinin bir ürünü olan WEPs platformu, özel sektöre; iş yerlerinde, piyasalarda ve toplum genelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için dikkate almaları gereken önemli noktaları sunmaktadır. WEPs’in tüm dünyada 1.000’den fazla imzacısı bulunmaktadır.
Zeynep ERKUNT ARMAĞAN
Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı

22 Ekim 2015 Perşembe

AGİKAD'IN BAŞARISI ::: W-20 ZİRVESİ İZLENİMLERİ; İnsaf KILIÇ, AGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı

W-20 ZİRVESİ İZLENİMLERİ

İnsaf KILIÇ 
AGİKAD (ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ) YÖNETİM KURULU BAŞKANI
AGİKAD OLARAK DAVETLİ OLDUĞUMUZ 16-17 EKİM 2015/İSTANBUL W 20 ZİRVESİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞEN W-20 İZLENİMLERİ       
ÜLKEMİZ İÇİN SON DERECE ÖNEMLİ, KADIN ÇALIŞMASININ YANI SIRA İNSAN HAKLARINDA İYİLEŞME ADINA, DÜNYANIN ÖNDE GELEN LİDERLERİNİN BULUŞMASINA KADIN LİDERLERİN ÖNCÜLÜK ETMESİ POZİTİF İYİLEŞMEYE SU TAŞIMAYI BAŞARMIŞTIR. 
CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYİP ERDOĞAN’IN DA KATILIMIYLA GERÇEKLEŞEN W-20 ZİRVESİ,
ÖZETLE KADIN KONUSUNDAKİ İYİLEŞMEDE, YEPYENİ BİR DÜNYA YARATMANIN VE POZİTİF YÖNDE, İYİLEŞMENİN ADIMLARI İNSANLIK ADINA BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR.
Projenin tamamının İngilizce, olması ve üç başarılı kuruluş, KADEM,KAGİDER,TİKAD, kuruluşların üstlendiği, organizasyonla, son derece başarılı geçen iyileşme çalışmasında gördüğüm başkanlar komitesi başkanı, KAGİDER BAŞKANI Sayın Gülden TÜRKKAN’IN engin bilgi birikimli sabırlı, becerisine hayran kalmamak elde değil, kendisini yürekten kutlarım.
Bu büyük adımda projenin AMACIYLA YÜZ MİLYON KADINA İSTİHDAM SAĞLAMAYI AMAÇLANIYOR.
BANA GÖRE İSTANBUL’DA TOPLANAN W 20 ZİRVESİ ÖNEMLİ BİR ADIM VE KADIN HAKLARINA ÇIKAN MERDİVEN BASAMAKLARIDIR.
Cumhurbaşkanının da oturumda söylediği gibi kadın delegelerin, öncülüğüyle kuyuya suyu döktük, bu ülke önemlidir. 1934 de kadına seçme ve seçilme hakkının verilişi örneğiyle kıyaslanarak, özel bir ülke olduğumuzu vurguladı.
KONU BAŞLIKLARI ÖZELE
a-Kadına sağlanacak Mikro kredi destekleri ( KREŞ SORUNU’na ÇÖZÜM)
b-Eşit olmayan, ücret alımına çözüm,
c-Doğum ölümleri, çocuk ölümlerine dikkat çekerek sorunun önemi vurgulandı
d- Projede bulunan kuruluşların yazılı olarak sunacağı tavsiye önerilerin dikkate alınması.
e-İstihdam yaratma, politik gelişmede cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekildi.
f-Kadınların güçlendirilmesi sözleşmesindeki ve kadına yönelik şiddetin önemi
AYNI ZAMANDA İNSANLIK ADINA OLDUKÇA ÖNEMLİ OLAN  W 20  ZİRVESİ FAYDALANICILARIN ANA KARTI OLACAKTIR.
*- Ev eksenli çalışmaların önemiyle destek çalışmalarının ekonomiye büyük katkısı olacaktır.
HEDEF PUSULADIR.
*- Enerji, su, gıda, çevre sorunlarıyla kadını barışçıl yoldan yeniden ele almak.
‘’G20 ZİRVESİ GEZEGENİN İYİLEŞMESİ YOLCULUĞUDUR’’
*- Kadın ve erkeğin evde eşit olmasıyla, yeni nesillere katkımızla, hiçbir çıkarın gelişmediği ve hesap verirlilik şeffaflığıyla İnsanlığın gelişmesinde büyük adımdır.
*-Ülkeler arası dayanışmada ÇİN öncü bir ülkedir.
*- STK ların desteği önemli, boyutların genişlemesi ve sosyal girişimcilikteki dayanışmayla iyileşme yolları ve gönüllülük esasına dayalı çalışmalardaki, değerlerin  iyileşme adımları hızla yayılacaktır.
W 20, KADININ İŞ HAYATINA, DOĞRUDAN İLETİŞİM VE BAŞARI İÇİN  FIRSATTIR.
*-Kadınların vergi sistemindeki iyileşme bekleyen sorunların çözümüne ihtiyaç vardır. Mikro kredilerin desteği, önceliklidir.
TÜRKİYE DE BİR İLK OLAN KADIN LİDERLERİN W 20 ZİRVESİNDE BULUŞMASI, OLUŞUMA ANA UNSUR OLARAK KATILMASI ÜLKEMİZ ADINA BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR
*Hedefler arasındaki, kadın bankacılığının önemi büyüktür. İpoteksiz olarak yapılanacak çalışmalar programa alınmıştır.
KADINLARIN, EĞİTİM BAŞTA OLMAK ÜZERE, İSTİHDAM KONUSUNDA İYİLEŞMESİNE, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖNCÜLÜK EDEREK SÖZÜNÜ VERMİŞTİR.
2030 MARTTA 17 ÖNEMLİ HEDEF TESLİM EDİLMİŞ OLACAK.15 YIL BOYUNCA HÜKÜMETLER KONUYLA İLGİLİ SÖZLERİNİ YERİNE GETİRMİŞ OLACAKLAR.
‘’ İNSAN VE KADIN HAKLARI İÇİN İLO HER TÜRLÜ YARDIMA HAZIR’’
*Kadın istihdamında çocuk bakımıyla ilgili, sorunlara çözüm önemlidir.
‘’HEDEFLENEN İYİLEŞMEDE HÜKÜMETLER ÖZEL SEKTÖR, STK’ LARIN ÖNEMİ BÜYÜK VE NELER, İSTENİYOR, NELER HEDEFLENİYOR VE DAYANIŞMADA, SOSYAL GİRİŞİMCİLİK ÖNEMLİ’’
‘’ HÜKÜMETLER, BU KONUDA, PARLAMENTODA MASASINI KURARAK, KARARLARI GÜNDEME TAŞIMAK ZORUNDA,
*Aile içi şiddetin önlenmesi ve çocuk eğitimleri ele alınacak,
*Babalara çocuk bakımı eğitimleri,
*Kadın kotası konusunda, iyileşme,
‘’W 20’ DEKİ ÖRNEK GİBİ LİDER KADINLAR SEÇİLSİN ’’HÜKÜMETLER KADIN SEÇİMİNİ BİZLERE VERECEKTİR’’
Çalışan ve yöneten kadınların sorunları bir havuzda toplanmalı,
İşyerlerinde şiddete karşı komiteler kurulmalı,
‘’KADIN DA YETENEK EVRENSEL İŞLEYİŞTİR’’
DERNEĞİMİZİ temsilen katıldığım, W 20 zirvesinde, edindiğim izlenimlerin özetidir. Konuya emeği geçen, Ülkeler başta olmak üzere, emeği geçenleri, şükranlarımla, kutlarım. Herkesin yolları açık olsun.
***
İnsaf KILIÇ
ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ
AGİKAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
ANKARA // 18.10.2015

13 Ağustos 2015 Perşembe

Serpil EFE Gözüyle

Serpil EFE Gözüyle

Canan YAMAN'dan ayın tarifi; PEYNİRLİ EKMEKLER

Canan YAMAN'dan ayın tarifi

PEYNİRLİ EKMEKLER
Basit ama nefis bir kahvaltılık atıştırmalık ve hatta yanında çay domates ile akşam yemeği tarifi var bu ay.

Malzemeler



1 paket tost ekmeği
1 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
1 adet domates
1 adet köy biberi
1 adet yumurta
Bir tutam ince kıyılmış maydanoz

Yapımı

Tüm malzemeler karıştırılır.
Tost ekmeklerinin üzerine 1 yemek kaşığı harç sürülür.
Yağlanmış fırın tepsisine dizilir 180C ısıdaki fırında kızartılır.

Afiyet, şeker, bal olsun...

18 Mayıs 2015 Pazartesi

LASTİKÇİ VESİLE ANA (AFYONKARAHİSAR - SANDIKLI); Suzan AYAR, Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni

LASTİKÇİ VESİLE ANA
(AFYONKARAHİSAR - SANDIKLI)
Lâstikçi VESİLE ANA
Daha önce birkaç sosyal ağda da fotoğraflarını paylaştığım ama hikayesini sonraya sakladığım, pek de hesapta olmayan bayram tatilimin piyangosu gibiydi Vesile Ana.
Arabalar, arızaları, yağı, lastiği...vb  bunlar tamamen kulağa erkek işi geliyorsa da, onların içinde tutunabilen biri Vesile Ana. Hem de katı ataerkil kalıplar içinde sıkışıp kalmış bir ilçenin sanayi bölgesinde.
Oğlu askere gittiğinde kocasının parmağını sallayarak
“Baa bak, ya baa yardım edersin ya da kaparım dükganı” demesi üzerine
Ümitsizce;
“Gadının dogtoru va, möhendisi va, hakimi, örtmeni va.  E hadi bi de lastikçisi oluvesin gari” diye düşündüğünü anlatıyor,
“Bu işe nasıl başladınız?” soruma karşılık.
Önce: “Gızım anlatacak önemli bir şey yok ki benim hayatımda, sen sor ben deyiverem” diyordu.
Anlattığı her şeyin benim için altın değerinde olduğunu açıklayıp,  aklına gelen anılarla hayatından bahsetmesi konusunda ısrar etmem gerekti.
Sıradan görünen hayatının detaylarını konuşup bolca vakit geçirdiğimiz 2 günde neler konuştuk neler…
İlkokul 2. sınıfta okuldan alınarak Sümerbank’ın Halı Dokuma Kursuna katıldığından tutun da emek verip yetiştirdiği dokumacılara, bayramlarda baklava pişirmesine, düğünlere, eğlencelere bulaşıkçılığa gidip bir anda aşçılığa başlayıvermesine, elbette lastikçi dükkanına, dükkana olana katkısına, dükkanın işleri yanı sıra yaptıklarına … vb daha nice şeyler.
Gandi’nin filmini seyrettiniz mi bilmiyorum. Seyretmediyseniz mutlaka seyretmenizi öneriyorum. Filmin girişinde, “Hiç kimsenin hayatını bir kerede eksiksiz anlatmak mümkün değildir” der.
Ben burada Vesile Ana’nın hayatını baştan sona tüm ayrıntılarıyla anlatmak niyetinde değilim. Sadece Vesile Ana’yı özel kılan azmi, çalışkanlığı ve cesaretini anlatacak bazı olayları aktarmak niyetindeyim.
Lastik tamiri yapan eşinin sağ kolu Vesile Ana
Küçük yaşta halı dokumayla başlayan iş hayatında bu zaman kadar yaptıklarından bahsediyoruz. Konuşmanın arasında dokuduğu kumaş-hasır karışımı kilimleri gösteriyor.
Yapıp ettikleri konusunda çevresinden pek de destek görmediğini söyleyen Vesile Ana hep kendisini motive edip cesaretlendirdiğini anlatıyor;
“Kim cesaretlendirecek gızım, kendimden gari. Yapmak zorundayım, başka kim var yapcek dedim” diyerek.
Dokuduğu kilimler
Hepimiz gibi kayıplar yaşamış sevdiklerinden. Onlarsız yaşamaya ve hayata tutunmaya devam etmiş. Önceleri çok dalga geçtiklerini söylüyor sanayide, sonra kabullenip bağırlarına bastıklarını hatta kendisine Vesile Ana diye seslendiklerini anlatıyor.
Kendisine sorsanız cahil bir köylü kadını, hatta torunuyla ilgili bir örnek de veriyor;
“Ben öyle modadan falan annamam gızım, ne o öyle çorap gibi donlar giyip gidiveyola okula. Örkelendim bi gün bağırdım örseledim. Öğretmenine demiş, çekti kenara, dedi ne böyle yapıyon? Her yeri örtünüyor fena mı? Etek giyse hayta oğlanlar altlarına ayna tutup kızları rahatsız ediyo. Bırak bildiği gibi giyinsin. Garışma! Hem hayatını yaşasın hem rahat etsin az. Ondan kelli hak verdim, garışmadım gali” diyerek.
Ekmeğini taştan çıkaranlardan Vesile Ana. Yaptığı iş kendisine göre çok normal ama insanların sanayi bölgesinde köylü bir kadın görmekten, hele o kadının işini gayet de becerikli bir şekilde yaptığına tanık olmaktan ne denli şaşkına döndüklerini anlatıyor.         
“Sabah eylencelerine çıkadılardı beni. Adı neydi hatırlamadım, orada bir herif geldi piyangodan büyük ikramiye çıkmış, yemiş – içmiş, parayı tüketmiş, o zaman da para istemeye gelmiş. Benlen onu da gonuk ettiler eylenceye. Dayanamadım, adam gibi bi garı bulaydın dedim, gülüştüler. Ona bir çeki düzen verirdi garı ya, becerememiş bulmayı” dedi.
Kadın onun için ev yapan, eve düzen getirendi. Bolca araba lastiği ve makinesi olan dükkanlarında bir yandan da gelene gidene ikram ederim diye hazırladığı iki tepsi baklavanın şerbetini  birlikte yapmayı teklif ediyorum.“Olu mu öyle? Sen musafirsin” demesine rağmen girişiyoruz işe.
Daha önceden hazırladığı ve birlikte şerbetini döktüğümüz bayram baklavası.
Lastik tamir ve bakımının yanı sıra bir yandan yemeğine, temizliğine koşturuyor dükkanın; bir yandan da kışa hazırlık yapıyor son sürat. Fasülye, nane kurutuyor, kırdırıp serdiği bulgurları sermiş, havalandırıyor; tarhana yapmış, onları kurutuyor. Kısaca her anında arı gibi çalışıp üretiyor.
Veda zamanı yaklaşırken;
“ Kadınlara ne önerirsin Vesile Ana?” diye soruyorum.
“ Okusunlar ehliyet alsınlar gari. İstedikleri zaman gidiverirler, başları sıkışınca kimseye minnet etmezler gari. Ele iki desen üçüncüde adını çıkarıverirler. Herifle de sıkıştımasınlar garıları yolda, önlerine baksınla gari ” diyor.
Tam da bu sebeple taşrada gördüğü lastikçi teyze görenleri şaşırtıyor ve tam da bu sebeple okuyup yüksek puanlar alarak doktor, avukat, vali, öğretmen ya da başkaca işler yapmak kadar takdir edilesi yaptığı iş.
Kimine göre “koca garı ne bilcek lastik tamirini, getir götür yapıveyo, yeycek iççeğini ayarlayo” gibi görünse de işin gerçeği lastiği en az eşi ve oğlu kadar güzel tamir ediyor ve kontrollerini en az onlar kadar özenli yapacak denli uzmanlaşmış yaptığı işte. Kaldı ki görüşleri doğru bile olsaydı; Allah aşkına kaç erkek eşi mutfakta rahat iş yapsın diye ortalığı temizleyip çıraklığını yapıyor, hem de her gün?
İki işi üst üste yapmayı zulüm görenlerin ve kolaycılıklarıyla kendi gibi olmayan, davranmayan, inanmayan herkesin yaşam alanını kısıtlayan insanlardan, kadınların yaptığı işlerin zorluğunu anlayıp saygı duymalarını beklemek çok mu geliyor size bilmiyorum; ama hepimiz bekliyoruz saygı ve empatiyi…
Vesile Ana’nın yanından ayrılırken “yirken beni anasın” diye zorla çantama sokuşturduğu el yapımı tarhana ve bulgurla birlikte yola koyuldum, tekrar gelip o bereketli ellerinden öpebilmeyi dileyerek…
Vesile Ana Hikayesi aracılığıyla Başta Annemin, Vesile Ana’nın ve tüm annelerin Anneler Gününü kutluyor ve Annelere duyulan sevginin sözde kalmayıp, güzel hareketlerle hissettirilmesini diliyorum. İyi ki varlar…
                                                                        Suzan AYAR
                                  Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni

- Canan Yaman'ın Tarifi; Şekersiz Un Kurabiyesi

Canan Yaman'ın Tarifi
Münevver ablanın her tarifine güvenirim.. Sert ve minik domatesler olması önemli diyor.
Tarifine bir bak bakalım.

Şekersiz Un Kurabiyesi
Un kurabiyesini şekersiz yapıp sonrada şeker bulamayı hiç düşündünüz mü? Daha öce misket kurabiyeler yapmıştım ama bunlar tam bir lokmalık oldular.. Kesinlikle denemelisiniz diyorum
Malzemeler :
125 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Kabartma Tozu
Aldığı Kadar Un (2 Su bardağı undan sonra ekleyecekseniz kontrollü ekleyin)
1 Adet Yumurta
Dışı için:
1 Çay Bardağı Pudra Şekeri
1 Çay Bardağı Nişasta (Ben buğday nişastası kullandım)
Un hariç bütün iç  malzemeyi karıştırdım ve yumuşak bir hamur elde edinceye kadar un ekledim (toplam 2,5 bardak kadar). Sonuçta ele yapışmayan kolay şekil verebildiğim bir hamur oldu burada dikkat edilecek . Sonra fındıktan az büyük olacak şekilde elimde yuvarlatıp yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizdim. 160 C de rengi hafif dönünceye kadar pişirin. Benim antika fırın ile 20 dakika pişirmem yeterli oldu. Kurabiyeler biraz ılıyıca başka tepside içinde karıştırdığım nişasta pudra şekeri üzerine aktardım ve tepsiyi hafifçe sallayarak bütün kurabiyelerin pudra şekerine bulanmasını sağladım. Burada dikkat edilecek nokta kurabiyeler eğer büyük olursa pudra şekeri tatlandırmak için yeterli gelmeyebilir.
Afiyet olsun

- Hacer Pekel Karesi ve yorumuyla Anneler Günü

- Hacer Pekel Karesi ve yorumuyla Anneler Günü
Diğer yarım, herşeyim.... Annelerimizin, anne olan Arkadaşlarımın günü kutlu olsun. emojiemojiemojiemojiemoji

- Ercan İnal Gözüyle Anneler Günü.

- Ercan İnal Gözüyle Anneler Günü.

9 Nisan 2015 Perşembe

MERDAK YORUMUYLA

@merdak Gözü ve Yorumuyla #ozgecan
http://iconosquare.com/viewer.php#/user/904372261/
MERDAK YORUMUYLA
Dün, daha önce hiç gitmediğim, insanlarını hiç tanımadığım bir köye fotoğraf çekmeğe gittim. Aslında niyetim fotoğraf çekmek değil, belki kendime dönmek, kafamı dağıtmaktı az da olsa. Köyün sokaklarında dalgın dalgın dolaşırken bir kadının "hoşgeldin"  lafıyla irkildim. Nasıl sıcak bir karşılama anlatamam. Evin önüne bir sandalye çıkardı, çay demledi hemen. Başkaları geldi sonra ve çocuklar. Çay içtik, sohbet ettik hiç tanımadıkları ben ve onlar. Çocuklar fotoğraf çektirmek istedi, çektim. Sanki bir bayram havası köyde.   Bir müddet sonra sıcak bir uğurlama ile ayrıldım oradan.  Anadolu’mun bütün köylerinde vardır bu samimiyet. Hiç tanımadıkları insanlara açarlar hanelerini. Eskidendi diyeceğim ama değil işte, hala var... Biz akşam hava karardığında, dolmuşta yalnız kalan bir kadını, korkar karanlıktan diye düşünüp evine kadar bırakan dolmuş şoförlerinin olduğu bir toplumduk. Yabancı bir kadınla karşılaştığımızda onu, anamız bilir, bacımız bilir, yanlış anlar diye yüzüne bakamaz, bakışlarımızı kaçırırdık. Ne oldu ki bize !!! Babamıza kız arkadaşımızı bile anlatamazken, Masum bir kıza tecavüz eden oğlumuzla cesedi birlikte yok eder olduk? Bugün siyah giymek bir çözüm mü, bir farkındalık yaratır mı bilmiyorum ama, bugün bir milat olmalı, beyaz bir sayfa açılmalı ve kendimizi ve çocuklarımızı eğitmeli, eğitmeli ve eğitmeliyiz. Bembeyaz yarınlar için...

_@robertompmoreira Gözüyle Kadın. (Halı Dokuyan Kadın-Konya


_@robertompmoreira Gözüyle Kadın. (Halı Dokuyan Kadın-Konya)

- Serhan Görürtekin ( @serhanhoca) Gözüyle Kadın

 - Serhan Görürtekin ( @serhanhoca) Gözüyle Kadın

2 Nisan 2015 Perşembe

Değerlerimiz Bilinsin ki Işıklarımız Sönmesin; İnsaf KILIÇ

Değerlerimiz Bilinsin ki Işıklarımız Sönmesin
İnsaf KILIÇ (*)
Değerli okuyucular, bildiğiniz gibi, dün Türkiye’nin birçok yerinde elektrik kesintisi yaşandı.
Bu sıkıntıyla, yaşamımızı kolaylaştıran değerli bir bilim adamı EDİSON’un önemini kaç kişi hatırladı acaba?
İnsanı insanca sorgularsak, hayatımızı güzelleştiren imkân sahiplerini ve bugüne kadar faydalandığımız değerlerimizi anmıyoruz bile.
Bu olumsuz olayı kalabalık bir ortamda duyduğumuzda, birçok insanın yorumlarına tanık oldum.
Bir taraftan yaşadığımız olumsuzlukta çok da haklıydılar. Diğer tarafta, kıymet bilirliğimizi unutarak herkes barut gibi söylemleri savurdu durdu.
Günü yaşarken, nefis terbiyemizi sürekli çamura batırarak, bulunduğumuz odayı kirletiyorduk ve farkında değildik.
Bir ara şöyle demek geldi içimden, sözüm meclisten dışarı, aydınlık çağın gerisinde kalmış insanlara bakın, her birisi sorunlar karşısında tehlikeye hazır vaziyettedirler. Bunun yanında, senci benci eklenerek, kinlerini yaşama geçirerek üzülüyorlar. Hal buysa güzel insanın tarifinde, bu gibi olumsuzluklar yerine acabaları konuşsak diyorum.
Eskiden birçok insan, bu gibi durumlarda nereye koşturacağını şaşırarak, çare aramaya odaklanırdı. Ortamımızda, içimizdeki bir arkadaşımızın evdeki balıklarımı kurtarmalıyım çırpınışıyla koşturmasının örneği, evinde akvaryumu olan arkadaşıma dikkat ettim; olaya kızmamıştı bile, olumsuz kelime kullanmamıştı. Çok değerli olan bu küçük insanlık mesajı,  benim bugünkü mutluluğuma, hayat dersime katkısı olan ölçüm oldu.
Yaşanan elektrik sıkıntısıyla, mağduriyetin gerginliğinde, iyi niyetlileri denizden inci arayanlara benzetim bir an.  Işıkların sönüşüyle, sebep başlara bakınca, ışıkların gelişiyle ekrandan gördüklerim; olayı anlatırken sırıtmalar ve kendine kaçarak insan avutmada ne yazık ki rüzgârın getirdiği tozlu duvaklarda gerçeğini gizlemeye çalışan süslü laflarla devam ediyordu.
Peki; ışığımızı icat eden, ‘’asıl ışık beynini çalıştıran’’ görevli insana olan vefa borcumuzu, bir gün de olsa, ilime, bilime, insanlık adına beynini kullanan mucit insan, “EDİSON’’u, bu önemli sıkıntıda anmayı akıl ettik mi? Acaba, bu vefaya kaç kişi uyandı?
Ülkemizde, ara ara yeni yetişen bilim insanlarımızın, değerlerimizin ölüm haberleriyle sarsıldığımı da, bir anne olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Yaşananlardan incindiğim yüreğimle, insanlık adına yana, yana farkındalığımı duyurduğum satırlarda, hadim olmayarak soruyorum.
Kapılarımızı kimler kapatıyor? Neler oluyor? Vicdanımızı, ulusumuz adına yeniden ele alarak, konuya dikkat çekilse, insanlığa ne şekilde zararı olabilir? Yöneticiler kim olursa olsun! Yetkili güçlere saygılarımla, her şey bir tarafa, ışıklarımız artık sönmesin. Işık olarak adlandırdığım, bilim insanlarının yaşaması için sadece bu konu bile olsa, sorunlarımıza çözüm bulanlara sonsuz yalvarışımdır. Artık ışıklar sönmesin. Günü, İnsanı, bireyi, bireyin kendini sorgulama zamanı gelmiştir. Ama barış ve sevginin yoğurduğu hamurlu ellerde yetişen, yeni bilince uyanan annelerle ‘iyileşmeye’ merhaba diye, diye kıymet bile, bile yaşayalım. Ne dersiniz?
Aydınlık yarınlara uyanarak, nice Edison’ların hayat bulmasını dilerken…
Yaşadıklarımız sıkıntılı günler de olsa…   
Artık insanlar üzülmesin, ışıklar sönmesin… 
(*) AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği) Başkanı
(ANNEM TV_1 Nisan 2015 Çarşamba_AGİKAD ANKARA)

16 Mart 2015 Pazartesi

Canan Hanım'ın tarifi: Bal Badem Kurabiye

Canan YAMAN Hanım'ın tarifi 
Bal Badem Kurabiye
Bu kurabiyeyi yedikten sonra bademle yapılan kurabiyelere bakışım değişti.. Artık benim için bademli kurabiye budur diyorum.. Tadı güzel hafif mi hafif.. Hani insanın üçer beşer yiyeceği geliyor. Çayın yanına da kahvenin yanına da mükemmel bir lezzet. Mutlaka denemelisiniz.

Malzemeler:


Malzemeler
150 Gr Tereyağ
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Yumurta
1/2 Paket Kabartma Tozu
1 Su Bardağı Pudra Şekeri
1 Yemek Kaşığı Sirke (üzüm elma farketmez)
2 Yemek Kaşığı Buğday Nişastası
1/2 Su Bardağı Badem (Kabukları Soyulmuş)
1/2 Su Bardağı Fındık
2 Bardak Un (Yalnız un markasına göre değişiyor siz unu ele yapışmayacak yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar ekleyin)
Un, fındık ve badem hariç bütün malzemeyi  yoğurma kabının içinde bir kaşık yardımı ile karıştırdım.  Azar azar unu eklemeye devam ettim. Unu ekledikçe kıvam almaya başladı ele yapışmaz yumuşak bir hamur elde edince içine mutfak robotunda un haline getirdiğim fındık ve bademi ekledim ve karıştırdım. Aslıda önceden yakmamak kaydı ile az kavurursanız kokusu muhteşem oluyor. Ben burada tercih etmedim rengi beyaz kalsın istedim. Elimle yuvarlayıp hafifçe bastırıp fırın tepsisine dizdim. 160 C sıcaklıkta 15 dakika pişirdim. Kurabiyeleri hafif yumuşakken fırından aldım. Çünkü biliyorum ki soğudukça tadı ve kıvamını bulacaktır.


Afiyet olsun

Ali AŞILI Karesiyle ve yorumuyla Özgecan; Kadın olmak yük olmamalı ... Mekanın cennet olsun #özgecanaslan

Ali AŞILI Karesiyle ve yorumuyla Özgecan
Kadın olmak yük olmamalı ... Mekanın cennet olsun #özgecanaslan emojiemoji

Iga Motylska Karesiyle çocuklu kadın; Suzan AYAR, Kadın Konulu Yayın Yönetmeni

Iga Motylska Karesiyle çocuklu kadın

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE MAĞLUP GİRENLER; Suzan AYAR, Kadın Konulu Yayın Yönetmeni

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE MAĞLUP GİRENLER
“Dişisine kötü davranan tek canlı insanoğludur” der Jack LONDON. Özgecan’ın tecavüz edilip yakılması bir kere daha göstermiştir ki; Jack London’ın bu sözü söylemesinin üstünden geçen onca zamana karşın insanoğlu bu konuda kendine yakışır kayda değer bir ilerleme sergilemekten uzak kalmış.  Hatta kızdıkça hayvan isimleriyle hakaret etmeyi bir kenara bırakıp onlardan bir şeyler öğrenmeyi deneme vakti gelmiş de geçiyor bile.
Daha söyleyeceklerim var elbette fakat içinizden bir çok kişinin aklından “ohooo olay yaşanalı ne kadar zaman oldu, yeni mi aklınız başınıza geldi?…vb” şeklinde geçirdiklerini tahmin edebiliyorum.
Çalışmalarımızı aylık sürelerle hazırlayarak sizlerle paylaşıyor olmamıza rağmen elbette bir kadına yönelik bu kadar insanlık dışı olay nedeniyle istisna yapıp arada yayın yapabilirdik. Ama istedik ki saman alevi gibi bir anda tutuşup bir anda sönüveren haklı isyanlarını dünden yarına unutuveren toplumumuza yarasını kanatmak pahasına acı gerçekleri gözlerine sokalım ve yüreklerini daraltma riskine rağmen silkinmesi için bir kere daha dürtükleyip hatırlatalım.
Hepimiz en az bir şekilde tepkimizi gösterdik. Kimimiz sokaklara dökülüp toplum vicdanının sesi oldu. Kimimiz siyahlara büründü. Kimimiz facebook, twitter, instagram …vb gibi sosyal paylaşım sitelerinde ya da başkaca sanal platformlarda acısını, ayıplamasını haykırdı. Kimimiz demeçlerinde, köşe yazılarında konuya yer verip toplumca geldiğimiz vahim noktaya dikkat çekti. Kimimiz whatsapp’da durumunu 3 siyah kare kutucuk yaptı. Kimimiz change.org’da kampanya imzaladı.  Kimimiz senaryolarında benzerliklerle konuyla ilgili mesaj verdi. İmkanları ölçüsünde tüm bu tepkileriyle “yeter” demek istedi başta kadınlarımız olmak üzere halkımız. “Artık bunları görmek istemiyorum”, “kadınlara yönelik şiddet bir son bulsun”, “yeter artık kadının giydiğiyle değil, giydiği yüzünden yaşadıklarıyla mücadele edin”, “yeter cehalet ve kolaycılıkla kendi sahip çıkamadığınız namusunuzu kadına endekslemeyin”, “yeter artık kadınlara söverek erkeklik yarışına girmek yerine adam olun, sevdiklerinizi doğru düzgün sevin”, “ yeter artık taciz ve tecavüz yasalarla gereğince cezalandırsın”,  “yeter artık adam olun, insan olalım”, “ yeter artık kadını siyasete kötü malzeme haline getirmeyin”, “yeter artık medyanın gün doldurmak ya da konuları gözden uzak tutmak zihniyetiyle kadına yönelik iğrenç şiddet hikayeleri son bulsun”…vb demek istedi.
Ne yazık ki sahip oldukları imkanlarla insanın tüylerini diken diken eden, insanlığımızdan utandıran, tahammül edilmesi zor sözler sarf edenler de oldu. Yapılması gereken şey basit arkadaşlar. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” zihniyetiyle çirkin, insanlık dışı yorum yapanların albümlerini almayın, köşe yazılarını okumayın ve gazetelere hakkında şikayette bulunun. Bu tip insanlara verilebilecek en büyük ceza görmezden gelmek; zira birinin cevabı, fark edildiği bilgisiyle geri dönüyor kendisinde. Sizin cevabınız içindekileri dinleme ve anlama yeteneği olan bir kimsenin zaten o şekilde konuşması ya da yazması söz konusu değildir.
Peki en önemlisi bu acı olayın tekrarlanmaması için ne yapmak lazım. Lütfen “Toplum böyle, giderek de kötüleşiyor” kolaycılığına sığınmadan düşünelim ve  hatırlayalım ki; sonuçta toplum dediğimiz senin benim gibi insanların birleşiminden oluşuyor.
Olanca imkanımızla tepki koymak güzel hele bu denli acı bir olayla olsa da insanların birbirine kenetlenmesi kesinlikle şahane. Ama yeterli mi?
Eğitim anne karnında başlayıp mezarda biter diyenlerdenim. Sizce de çifte standartlı çocuk yetiştirme eğilimine büyük oranda bir son vermek gerekmiyor mu? Kaçımız evde oğullarına “kız kardeşinle / ablanla (hatta annenle) doğru konuş, saygılı ve özenli davran”, “kız kardeşinin/ablanın/ annenin kıyafetiyle değil; adamsan giydikleri yüzünden kendisine terbiyesizlik edenlerle mücadele et”,  “konuştuklarında dinle, sözlerini bitirmelerine izin ver”, “hayatları hakkındaki kararlara saygı göster” …vb şeklindeki sözleri sarf ediyor?
Giderek yaygınlaşan ilahiyat okulları ve kızı erkeği ayrıştırmaya yönelik eğitimle henüz fidan olan çocuk ve gençlerimiz ne ara karşı cinsle nasıl bir arada olunur, nasıl oturulur, nasıl konuşulur ahlakını öğrenecek? Doğru şekilde yaşamayı öğrenemeyen çocukların doğru davranmalarını, hele hele yüksek mevkilere geldiğinde doğru kararlar vermesini beklemek ne denli doğru?
“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüklerine bakın.” Der Albert CAMUS. Ülkemizdeki son ölümlere bakarak kim görmek için can atılası bir ülke olduğumuzu söyleyebilir Allah aşkına?
Şu bir geçek ki yaşanan her türlü vahşette hepimizin parmağı var. Kimimiz “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek peşine düşmez”, “bir kadın hayır diyorsa aslında evet demektir, ya da nazlanıyordur”, “mini etek giyip sokağa çıkıyorsa; aranıyordur” ...vb şekildeki cahilane sözlerden cesaret alıp arsız davranışlarıyla. Kimimiz “ya aman banane, beni ilgilendirmez. Ben kendi işimde, kendi derdimdeyim” şeklindeki boşvermişliğiyle. Kimimiz “aman ya kadınmış mağdur” diyebilecek denli şuursuz cinsiyetçi ayrımcılığıyla. Kimimiz “her yerde oluyor. Büyütecek bir şey yok” şeklindeki akıllara durgunluk veren hak ve adalet bilmez mantıksızlığıyla. “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eskit etmeyeceksin” şeklinde diline doladığı hayvanlığıyla. Kimimiz doğru şekilde yasal düzenlemeler yapmayarak. Kimimiz yasaları doğru uygulamayarak.  Kimimiz “aman görünce şahit yazarlar” demesi ya da buna benzer şekilde düşüncelerle devekuşu misali başını kuma sokarak. Kimimiz boşver ahlakı bir tecavüz sahnesi koy tavan yapar izlenme oranı” diyerek. Kimimiz “yav ne haberi çıkaralım ona söylesen dert buna söylesen zarar sen en iyisi bir bıçaklanmış, vurulmuş, tartaklanmış bir kadın haberi koy. Ya ülkemizdeki de yetmez sen dünyadan bul” şeklinde bir yayın ahlakı benimseyerek. Kimimiz saçma geleneklerle ve daha nice sıralamaya imkan olmayan yanlış algı ve tavır ve davranışlarımızla.
Kim ister Özgecan’ın acı ölümünün kızının, ablasının, annesinin, teyzesinin, halasının, komşusunun başına gelmesini. Kim ister sevdiklerine zarar gelmesini? Herkes elini vicdanına koyup bir düşünsün “ben neleri yanlış yapıyorum, nasıl düzeltebilirim diye.
Herkez kendi payına düşeni yaptığında; toplum da  kendiliğinden düzelir zaten.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne mağlup giriyoruz. Bundan sonraki yıllara dersimizi alıp çalışarak açık ara farkla galip gelmeyi umuyor, bütün kadınlarımızı aydınlık yarınlar için daha düzgün erkekler yetiştirmeye bu bilincin yayılması için de canla başla çalışmaya davet ediyorum. Kadının daha bilinçli davrandığı ve toplum içindeki haklı yerini alabildiği daha nice 8 Mart Dünya Emekçi KADINLAR Günümüz olsun.
Kucak dolusu selamlar…
Suzan AYAR