* Aslı KARABACAK Gözüyle...
AGİKAD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AGİKAD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Eylül 2015 Cumartesi
* Aslı KARABACAK Gözüyle... Suzan AYAR, Yayın Yönetmeni
Etiketler:
- Aslı KARABIÇAK Gözüyle. Suzan AYAR,
* Aslı KARABACAK Gözüyle,
AGİKAD,
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ,
Suzan AYAR _ AGİKAD
19 Haziran 2015 Cuma
- Ebru OKUR Gözüyle
- Ebru OKUR Gözüyle
Ebru OKUR
Etiketler:
- Ebru OKUR Gözüyle,
AGİKAD,
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ
18 Haziran 2015 Perşembe
- Meral ALANCI Gözüyle
Etiketler:
- Meral ALANCI Gözüyle,
AGİKAD,
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ,
Suzan AYAR _ AGİKAD
12 Mayıs 2015 Salı
KARINCALARI KOVMAYIN, ÖLDÜRMEYİN!..
Etiketler:
AGİKAD,
AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ,
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği,
Karıncalar,
Suzan AYAR _ AGİKAD
21 Mart 2015 Cumartesi
GİRİŞİMCİ İŞKADINI ERGEN MİLLETVEKİLİ A.ADAYI
GİRİŞİMCİ İŞKADINI ERGEN,
ANKARA 2.BÖLGEDEN A.ADAYI
Ankara’nın tanınmış işkadınlarından girişimci Selma Ergen 2.Bölgeden milletvekili aday adayı oldu.
Ergen, şu günlerde 29 Martta yapılacak olan ön seçimde listenin ön sıralarında yer alabilme heyecan ve gayretiyle, seçim bölgesinde arı gibi koşturuyor.
Yüksek tahsilini işletmecilik alanında yapan Ergen;
Emekli olduktan sonra 2000 yılından beri “Ergen Sigorta Acenteliği ile Ergen Çevre İş Sağlığı ve Güvenliği Şirketleri”nde Genel Müdür olarak çalışmalarını yürütürken CHP Yenimahalle ilçe teşkilatında başkanlık dahil yönetimde aktif görevlerde bulundu. Ayrıca birçok sivil toplum kuruluşunda da yönetim kademesinde görevler üstlendi.
Bu kez Haziranda yapılacak milletvekilliği için aday adayı oldu.
Neden aday olduğunu da şöyle açıklıyor;
"Ekmeği için aşı için mücadele veren insanlarımızın alın terlerinin hakkını alabilecekleri bir ortam ve olanaklar yaratmanın yanı sıra, kadın dernekleri başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızın sözcüsü olmak, kadınlarımızın ve çocuklarımızın her türlü şiddetten uzak ve huzurlu biçimde yaşamalarına katkı ve destek vermek için adayım” diyor. (KAROZAN, İsmail KARA_AGİKAD)
10 Şubat 2015 Salı
Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye, Canan YAMAN
![]() |
| Canan YAMAN |
Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye
| Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye, Canan YAMAN |
Tamam kabul ediyorum biraz
abartıp bir lezzet bombası yapmış olabilirim. Hele sıcakken kaç tane yediğimi
unutmuş da olabilirim; ama hayat güzel,
arada böyle güzellikler yapmak lazım.
Öncelikli olarak antep fıstıklı kurabiye yapmak için yola çıkıp içine evde kalan kaymağı da katmam ile ortalık fena karıştı. Hemen lafımı topluyorum ve tarife geçiyorum
Malzemeler
75 Gr Tereyağ
75 Gr Kaymak
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Yumurta
Öncelikli olarak antep fıstıklı kurabiye yapmak için yola çıkıp içine evde kalan kaymağı da katmam ile ortalık fena karıştı. Hemen lafımı topluyorum ve tarife geçiyorum
Malzemeler
75 Gr Tereyağ
75 Gr Kaymak
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Yumurta
1 Su Bardağı Pudra Şekeri
1 Yemek Kaşığı Sirke (üzüm elma farketmez)
2 Yemek Kaşığı Buğday Nişastası
2/3 Su Bardağı Antep Fıstığı
2 Bardak Un (Yalnız un markasına göre değişiyor siz unu ele yapışmayacak yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar ekleyin)
Yapılışı
Tereyağ daha önce dolaptan çıkarttığım şiçin
yumuşaktı. Öncelikle bu işinizi çok kolaylaştıracak bir ayrıntı söylemeden
geçmek istemedim. Un ve antep fıstığı hariç bütün malzemeyi yoğurma
kabının içinde bir kaşık yardımı ile karıştırdım. Çırptıkca koyu kek kıvamında
bir karışım oldu ve azar azar unu eklemeye devam ettim. Unu ekledikçe kıvam
almaya başladı ele yapışmaz yumuşak bir hamur elde edince içine fıstığı ekledim
ve karıştırdım. Elimle anne kurabiyesi şekli
"iki avucumun arasına alıp yuvarlayıp hafifçe bastırıp" verip
fırın tepsisine dizdim. 160 C sıcaklıkta 15 dakika pişirdim. Kurabiyeleri
hafif yumuşakken fırından aldım. Çünkü biliyorum ki soğudukça tadı ve kıvamını
bulacaktır.1 Yemek Kaşığı Sirke (üzüm elma farketmez)
2 Yemek Kaşığı Buğday Nişastası
2/3 Su Bardağı Antep Fıstığı
2 Bardak Un (Yalnız un markasına göre değişiyor siz unu ele yapışmayacak yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar ekleyin)
Yapılışı
Afiyet olsun.
Canan YAMAN
Etiketler:
AGİKAD,
AGİKAD Başkanı İnsaf KILIÇ,
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği,
CANAN YAMAN,
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR,
Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye
10 Ocak 2015 Cumartesi
ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK, CANAN YAMAN
Bu soğuk
kış günlerinde kalbinizde sıcacık çikolata gibi olsun. Keyfiniz yerinde olsun
diye çikolatalı ekmekler yaptım sizin için. Yapımı oldukça basit olmasına
karşın fırından çıktığında yüzünüzde kocaman bir gülücüğe sebep olacak bu
tarif.
Malzemeler
1 çay bardağı ılık su
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 küp yaş mayanın yarısı
Aldığı kadar un
Ara katlar için kahvaltılık çikolata
Üzeri için 1 yumurta sarısı
Malzemeler1 çay bardağı ılık su
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 küp yaş mayanın yarısı
Aldığı kadar un
Ara katlar için kahvaltılık çikolata
Üzeri için 1 yumurta sarısı
Yapımı
Ilık su
içerisinde maya ve şeker eritilir.
2 su bardağı un yoğurma kabına alınır ortası havuz şeklinde açılır , açılan havuza tüm malzeme eklenip yoğrulur.
Karışıma un takviyesi azar azar yapılır.
Ele yapışmayan yumuşak kıvamda hamur elde edilir.Üzeri örtülerek 30 dakika mayalanması için bekletilir.
Kabaran hamur 4 eşit parçaya bölünür her bir beze avuç içinde yuvarlanır.
Hafif un serpili zemin üzerinde kelepçeli kek kalıbının tabanı genişliğinde merdane ile açılır.Yağlı kağıt üzerine alınır.Üzeri çikolata ile kaplanır.
2.beze de aynı şekilde 1 hamur genişliğinde açılır çikolata kaplı hamur üzerine örtülür , çikolata ile kaplanır.3.beze içinde aynı işlem uygulanır.4.beze en üst kat çikolatalı hamur üzerine kapatılır çikolata sürülmez.
Hazır olan hamur üzerinde ortaya pet şişe kapağı veya o genişlikte yuvarlak kapak konur , kapağın altına girilmeden hamur 8 eşit parçaya ayrılır.
8 parça da kendi arasında 2 parçaya ayrılır toplam 16 parça elde edilir.
Her 1 parça yani 2 li kol içe doğru 2 tur döndürülür.Her parça için aynı işlem yapılır ve üzerine yumurta sarısı sürülür.
Yağlı kağıt karşılıklı uçlarından tutulup kelepçeli kek kalıbının tabanı üzerine hamur yerleştirilir.
Etrafının çemberi geçirilip kilitlenir.
Önceden ısıtılmış 180C ısıdaki fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Pişen ekmek soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır servis için hazır hale getirilir.
Afiyet olsun...
Kelepçeli kalıp yerine orta boy (26-28 cm) tepsi veya borcam kullanılabilir.
2 su bardağı un yoğurma kabına alınır ortası havuz şeklinde açılır , açılan havuza tüm malzeme eklenip yoğrulur.
Karışıma un takviyesi azar azar yapılır.
Ele yapışmayan yumuşak kıvamda hamur elde edilir.Üzeri örtülerek 30 dakika mayalanması için bekletilir.
Kabaran hamur 4 eşit parçaya bölünür her bir beze avuç içinde yuvarlanır.
Hafif un serpili zemin üzerinde kelepçeli kek kalıbının tabanı genişliğinde merdane ile açılır.Yağlı kağıt üzerine alınır.Üzeri çikolata ile kaplanır.
2.beze de aynı şekilde 1 hamur genişliğinde açılır çikolata kaplı hamur üzerine örtülür , çikolata ile kaplanır.3.beze içinde aynı işlem uygulanır.4.beze en üst kat çikolatalı hamur üzerine kapatılır çikolata sürülmez.
Hazır olan hamur üzerinde ortaya pet şişe kapağı veya o genişlikte yuvarlak kapak konur , kapağın altına girilmeden hamur 8 eşit parçaya ayrılır.
8 parça da kendi arasında 2 parçaya ayrılır toplam 16 parça elde edilir.
Her 1 parça yani 2 li kol içe doğru 2 tur döndürülür.Her parça için aynı işlem yapılır ve üzerine yumurta sarısı sürülür.
Yağlı kağıt karşılıklı uçlarından tutulup kelepçeli kek kalıbının tabanı üzerine hamur yerleştirilir.
Etrafının çemberi geçirilip kilitlenir.
Önceden ısıtılmış 180C ısıdaki fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Pişen ekmek soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır servis için hazır hale getirilir.
Afiyet olsun...
Kelepçeli kalıp yerine orta boy (26-28 cm) tepsi veya borcam kullanılabilir.
Etiketler:
AGİKAD,
Başkan İnsaf KILIÇ,
CANAN YAMAN,
ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK,
Suzan AYAR
HAYAT; Beste GÖNÜLKIRMAZ
Acılar mı hayatın bir diğer adı?
Maske mi hayatın taktığı şey?
Hayaller mi hayatın anlattığı
masallar?
Gözyaşları mı hayatın
çektirdiklerinin sonucu?
Yalanlar mı hayatın ta kendisi?
İnsanlar mı hayatın oyuncakları?
Rüzgar mı hayatın bizi savurması?
Ayrılık mı hayatın acımasızlığı?
Vicdan mı hayatın insanlardan aldığı
en önemli şey?
Kalp mi hayatın taş haline getirdiği şey?
Biz mi umursamıyoruz hayatı?
Hepsine biraz evet, biraz hayır
cevap…
Beste
GÖNÜLKIRMAZ
Etiketler:
AGİKAD,
Başkan İnsaf KILIÇ,
Cemile Erdoğan,
HAYAT; Beste GÖNÜLKIRMAZ,
Suzan AYAR
6 Ocak 2015 Salı
SUZAN AYAR; UMUT VE GAYRET OLDUKÇA & Lastikçi Vesile Ana_ Sandıklı_ Afyonkarahisar
UMUT VE
GAYRET OLDUKÇA
| Lastikçi Vesile Ana_ Sandıklı_ Afyonkarahisar |
Tükettiğimiz
yılın buruk yaşanmışlıklarını, karmaşık ve hatta kaosa dönen ilişkilerini,
olaylarını düşündükçe Zülfü Livaneli’nin;
Ada
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar?
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar?
Dünyayı
güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü
birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle
Kimseler âşık değil mi bu şehirde?
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle
Kimseler âşık değil mi bu şehirde?
Dünyayı
güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
Hava,
martılar, ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı, şehri ve seni.
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı, şehri ve seni.
Dünyayı
güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey....,
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey....,
Şiiri
aklıma gelip dilime dolanır oldu
![]() |
| Suzan AYAR |
Dünyayı ne
din, ne siyaset, ne de bilim kurtarabilecek içinde bu denli kötülük
barındırdıktan sonra. Bilip öğrendiklerimiz, doğru şekilde kullanırsak silah
olmaktan çıkıp ilaç olmaya başlayacak ve büyük bir özensizlikle, bir o kadar da
nefretle açılan yaralar sarılıp iyileştirilecek.
Hepimiz
güzel şeyler isteriz. O halde sızlanmanın ötesine geçip ben ne yapabilirimi ya
da bu yaptıklarım gerçekten iyi mi vicdanını sorgulama yılı olsun bu yıl;
istediğimiz güzellikler için.
Bildiğimiz
yanlışları başkasında aramak yerine kendi hatalarımızdan arınma yılı olsun.
Kardeşçe, Dostça, İNSANCA yaşamayı öğrenip birleştiğimiz ve CAN’a hak ettiği
değeri verdiğimiz bir yıl olsun.
Bize
ayrılan bölüm için çalışmalarımız çok olmadı başlayalı; fakat her geçen gün
zenginleşiyor. Yüreği Pırıl pırıl birçok insanla tanışıyor onların bakışını
sizlerle paylaşıyorum. Bu paylaşımlarımızın insanca birliktelikleri
güzelleştirerek çoğalttığı bir yıl olsun, öyle ki herkese örnek olsun.
Kısaca bu
sene gelecek çok daha güzel yılların başlangıcı olsun…
Benim
umudum, umutlarımı gerçekleştirmek için de gayretim var ; her şey çok daha
güzel olacak.
Her
birinize kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum…
Suzan
AYAR
Etiketler:
AGİKAD,
Lastikçi Vesile Ana_ Sandıklı_ Afyonkarahisar,
Suzan AYAR,
UMUT VE GAYRET OLDUKÇA
12 Aralık 2014 Cuma
Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım; İnsaf KILIÇ
Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım...
İnsaf KILIÇ
ANNEM TV, Bu anlamlı ekrandan seslenirken, Sayın Ali KAYA kardeşim başta olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımla teşekkür ederim.
ANNEM TV, Bu anlamlı ekrandan seslenirken, Sayın Ali KAYA kardeşim başta olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımla teşekkür ederim.
Gönüllülük esasına dayalı bir STK kurucusu ve birçok STK’da hizmet etmemin
bilinci ve avantajıyla, Annem Tv’nin isim annesi olmam ve kuruluşunda bulunmam,
benim için büyük önem arz eder.
Annem Tv sahi bir ihtiyaçtan doğarken kutsal varlıklarımız - annelerimizi- anlatabilmek, onları en anlamlı yönleri ile tarif edebilmek kolay değilken; Annem Tv gibi bir aracı kuruluş, bu ihtiyacı karşılamak üzere bizlere büyük güç kaynağı vermiştir ve bizi onurlandırmıştır.
Önce kız çocuğu olarak doğmuş olmanın ve sonra anne, anneanne ve babaanne olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Birçok konuyu, özellikle kadın konusunu, aileyi tiyatro oyunlarında yazıp oynadım. İmkanlarım içerisinde, önce insanı ve sonra kadını sanatla anlatmaya çalıştım. Bu bağlamda, çalışma hayatımda binlerce kadını tanıma imkanım ve konuyla ilgili tecrübelerim oldu.
Kadının yaşamımızdaki yerini ve anlamını yüreğime kazarak öğrendim. Geldiğim noktada şunu belirtmek isterim ki; Annem Tv’nin önemiyle, bu ekranda öncelikle insanı, kadını ele aldığımızda en önemli hususu, kadınlarımıza şiddet uygulayan erkekleri de bir annenin dünyaya getirdiğini ve onun yetiştirip eğittiğini unutmamalıyız. Açık bir ifadeyle, şiddete meyilli erkekleri de bir kadın, yani bir anne dünyaya getirmiştir.
Doğanın yapısı gereği; erkeksiz kadın, kadınsız erkek olmaz. Evrensel değerlerimiz doğrultusunda, dünyada iki cins de yaşamlarındaki görevleriyle var olmuştur. Hayatı sorguladığımızda, o halde, anne olmayı hak eden kadın, neden kadına değer veren erkeği yetiştirmesin. Öncelikle bu konuyu inceleyip, irdelemeliyiz.
Bu köşeden önce insanı, kadını ele aldığımızda; insanlık tarihinde neleri ihmal ederek birilerinin canını yaktığımızı, yukarıdaki saydıklarıma dayanarak görebiliyorum. Çünkü bir erkeği de kadın şekillendirmiştir.
Dünya düzeninde çoğu insan kabul etmese de, “Neden kadınlar daha çok acı çekiyor?”u özetlediğim örneğimde de görüyoruz ki; vicdan ve nefis terbiyesini gelenek göreneklerle şekillendirip korkuları tuz biber yapan, birilerinin hayatını kendi çıkarlarına alet eden, üstelik “KUTSAL KİTAPLARIN İÇİNİ’’ tam olarak insanlık adına kullanmadan inançlarımızı suiistimale uğratan, özellikle kadında şekillendirilmiş bir toplumsal gidişatla çoğu zaman karşı karşıya kalmaktayız.
O halde hayatı yeniden sorgulayabiliriz. Bana göre örneğin bir anne, kız çocuğu doğurduğunda, elleri öpülerek karşılanmalı. Çünkü anne bir sevgidir, sevgi de annedir. Annesiz evren olmaz. Gerçek o ki; yeryüzünde her şey doğurgandır ve dişinin özüyle şekillenmektedir ve bu süreçte içlerinde en değerlisi anne olarak bilinmektedir.
Annelerin doğurduğu kız çocukları, doğar doğmaz, elleri hoş geldiniz ile öpülüp karşılanmalı ve insanlık adına, sevgiyle yeniden fark edilmelidir. Annelerin doğurduğu çocuklara, özel bir eğitimle sevgi aşılanmalı ve bu çocuklar artık ayıpların, günahların, yasakların esiri olmadan özgürce, eşit bir biçimde kendini dürüstlüğe adayarak yaşamalıdır. İnsanın kendisi düzgün olursa; değil kadına, hiçbir canlıya zarar veremez ve bir başkasının hakkıyla yaşamını sürdüremez.
Bu durumda kırıp incittiğimiz insanı, özellikle de kadını, anneyi, yeniden şekillendirerek, dünyamızı nasıl güzelleştirebiliriz? Önce erkek çocuklarından başlayarak eğitimlerde, karşı cinse sevgiyle yaklaşılması öğretilerek, konunun öneminin bilinciyle 0-6 yaştan itibaren insanı yeniden ele alarak güzel bir düzen oluşturulabilir. Dünyada dört kadından birisi öldürülüyor ve bir kadın ama aynı zamanda bir anne olarak, tüm duyarlılar gibi, benim de içim yanıyor ve kahroluyorum.
Yani kadınlarımıza şiddetin önlenmesi biz kadın ve annelere düşer ve eğitimle mümkün ola ki; artık anneyi inciten, üzen, yaralayan olmasın. Ellerine silah yerine, doğuştan itibaren beyinlerine, yüreklerine sevgiyi ve vicdanı, nefis terbiyesiyle birlikte aşıladığımızda, bakın o zaman yeryüzü nasıl güzelleşecektir.
Söylenmiş değerli sözlerden birisi de, KADINI TANRI ÖZEL YARATMIŞTIR. Öyleyse kadını üzen toplum mutlu olabilir mi?! Cennet anaların ayağının altındadır derken kendi değerimizi bilmezsek, bu dünyada yaşarken hayatımızı kolaylaştırmada ne kadar gerçekçiyizdir! Söylemleri hayata geçirmekte eksikliyiz. Bence acı çekmek kaderimiz olmamalıdır.
Bir konuyu merak ediyorum, insanlar başka bir insanın sorunlarını, özellikle de kadının değerini yüreğine ne kadar işlemiştir?
-Kadına, anneye ait sorumluluk bilincimizi, sorgulayarak yükseltmeliyiz.
-Kadın toprak anadır. Doğursun doğurmasın, bu böyledir.
-Bizler bastığımız topraktan bile özür dilemeyi başardığımız zaman, insanlığımızı yaşatmış olacağımızı düşünüyorum.
-İnsanlık adına kadın ve tüm canlılara olan borcumuz çok ama sızlanmak yerine yeniden hayatı nasıl iyileştirebilirizin yollarını bu anlamlı ekrandan seslenerek birlikte arayacağımıza ve bu uğurda katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.
-Nice barış, huzur, mutluluk dolu günlerimizi, değerlerimizi koruyarak yaşayalım diyorum.
-Yeniden yapılanarak, içimizdeki büyük gücün şifasını, eksik kalan sevgimizi, tekrar kadın erkek eşitliğiyle yenileyebilmek dileğimdir.
Değerli okuyucularım, hepimizin dünyası, anneye olan sevgiyle, farkındalıkla ışıklansın.
Annem Tv Genel Koordinatörü
Annem Tv sahi bir ihtiyaçtan doğarken kutsal varlıklarımız - annelerimizi- anlatabilmek, onları en anlamlı yönleri ile tarif edebilmek kolay değilken; Annem Tv gibi bir aracı kuruluş, bu ihtiyacı karşılamak üzere bizlere büyük güç kaynağı vermiştir ve bizi onurlandırmıştır.
Önce kız çocuğu olarak doğmuş olmanın ve sonra anne, anneanne ve babaanne olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Birçok konuyu, özellikle kadın konusunu, aileyi tiyatro oyunlarında yazıp oynadım. İmkanlarım içerisinde, önce insanı ve sonra kadını sanatla anlatmaya çalıştım. Bu bağlamda, çalışma hayatımda binlerce kadını tanıma imkanım ve konuyla ilgili tecrübelerim oldu.
Kadının yaşamımızdaki yerini ve anlamını yüreğime kazarak öğrendim. Geldiğim noktada şunu belirtmek isterim ki; Annem Tv’nin önemiyle, bu ekranda öncelikle insanı, kadını ele aldığımızda en önemli hususu, kadınlarımıza şiddet uygulayan erkekleri de bir annenin dünyaya getirdiğini ve onun yetiştirip eğittiğini unutmamalıyız. Açık bir ifadeyle, şiddete meyilli erkekleri de bir kadın, yani bir anne dünyaya getirmiştir.
Doğanın yapısı gereği; erkeksiz kadın, kadınsız erkek olmaz. Evrensel değerlerimiz doğrultusunda, dünyada iki cins de yaşamlarındaki görevleriyle var olmuştur. Hayatı sorguladığımızda, o halde, anne olmayı hak eden kadın, neden kadına değer veren erkeği yetiştirmesin. Öncelikle bu konuyu inceleyip, irdelemeliyiz.
Bu köşeden önce insanı, kadını ele aldığımızda; insanlık tarihinde neleri ihmal ederek birilerinin canını yaktığımızı, yukarıdaki saydıklarıma dayanarak görebiliyorum. Çünkü bir erkeği de kadın şekillendirmiştir.
Dünya düzeninde çoğu insan kabul etmese de, “Neden kadınlar daha çok acı çekiyor?”u özetlediğim örneğimde de görüyoruz ki; vicdan ve nefis terbiyesini gelenek göreneklerle şekillendirip korkuları tuz biber yapan, birilerinin hayatını kendi çıkarlarına alet eden, üstelik “KUTSAL KİTAPLARIN İÇİNİ’’ tam olarak insanlık adına kullanmadan inançlarımızı suiistimale uğratan, özellikle kadında şekillendirilmiş bir toplumsal gidişatla çoğu zaman karşı karşıya kalmaktayız.
O halde hayatı yeniden sorgulayabiliriz. Bana göre örneğin bir anne, kız çocuğu doğurduğunda, elleri öpülerek karşılanmalı. Çünkü anne bir sevgidir, sevgi de annedir. Annesiz evren olmaz. Gerçek o ki; yeryüzünde her şey doğurgandır ve dişinin özüyle şekillenmektedir ve bu süreçte içlerinde en değerlisi anne olarak bilinmektedir.
Annelerin doğurduğu kız çocukları, doğar doğmaz, elleri hoş geldiniz ile öpülüp karşılanmalı ve insanlık adına, sevgiyle yeniden fark edilmelidir. Annelerin doğurduğu çocuklara, özel bir eğitimle sevgi aşılanmalı ve bu çocuklar artık ayıpların, günahların, yasakların esiri olmadan özgürce, eşit bir biçimde kendini dürüstlüğe adayarak yaşamalıdır. İnsanın kendisi düzgün olursa; değil kadına, hiçbir canlıya zarar veremez ve bir başkasının hakkıyla yaşamını sürdüremez.
Bu durumda kırıp incittiğimiz insanı, özellikle de kadını, anneyi, yeniden şekillendirerek, dünyamızı nasıl güzelleştirebiliriz? Önce erkek çocuklarından başlayarak eğitimlerde, karşı cinse sevgiyle yaklaşılması öğretilerek, konunun öneminin bilinciyle 0-6 yaştan itibaren insanı yeniden ele alarak güzel bir düzen oluşturulabilir. Dünyada dört kadından birisi öldürülüyor ve bir kadın ama aynı zamanda bir anne olarak, tüm duyarlılar gibi, benim de içim yanıyor ve kahroluyorum.
Yani kadınlarımıza şiddetin önlenmesi biz kadın ve annelere düşer ve eğitimle mümkün ola ki; artık anneyi inciten, üzen, yaralayan olmasın. Ellerine silah yerine, doğuştan itibaren beyinlerine, yüreklerine sevgiyi ve vicdanı, nefis terbiyesiyle birlikte aşıladığımızda, bakın o zaman yeryüzü nasıl güzelleşecektir.
Söylenmiş değerli sözlerden birisi de, KADINI TANRI ÖZEL YARATMIŞTIR. Öyleyse kadını üzen toplum mutlu olabilir mi?! Cennet anaların ayağının altındadır derken kendi değerimizi bilmezsek, bu dünyada yaşarken hayatımızı kolaylaştırmada ne kadar gerçekçiyizdir! Söylemleri hayata geçirmekte eksikliyiz. Bence acı çekmek kaderimiz olmamalıdır.
Bir konuyu merak ediyorum, insanlar başka bir insanın sorunlarını, özellikle de kadının değerini yüreğine ne kadar işlemiştir?
-Kadına, anneye ait sorumluluk bilincimizi, sorgulayarak yükseltmeliyiz.
-Kadın toprak anadır. Doğursun doğurmasın, bu böyledir.
-Bizler bastığımız topraktan bile özür dilemeyi başardığımız zaman, insanlığımızı yaşatmış olacağımızı düşünüyorum.
-İnsanlık adına kadın ve tüm canlılara olan borcumuz çok ama sızlanmak yerine yeniden hayatı nasıl iyileştirebilirizin yollarını bu anlamlı ekrandan seslenerek birlikte arayacağımıza ve bu uğurda katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.
-Nice barış, huzur, mutluluk dolu günlerimizi, değerlerimizi koruyarak yaşayalım diyorum.
-Yeniden yapılanarak, içimizdeki büyük gücün şifasını, eksik kalan sevgimizi, tekrar kadın erkek eşitliğiyle yenileyebilmek dileğimdir.
Değerli okuyucularım, hepimizin dünyası, anneye olan sevgiyle, farkındalıkla ışıklansın.
Annem Tv Genel Koordinatörü
Etiketler:
AGİKAD,
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği,
Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım; İnsaf KILIÇ
4 Aralık 2014 Perşembe
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; "GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?"
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni
Suzan AYAR
GÜNEŞSİZ
YAŞAM OLUR MU?..
“Kadın
olmak zor bu coğrafyada” diye dilimize yerleşmiş bir cümle var ki; sadece
Türkiye’de kadına hayat zor diğer ülkelerde kadına hayat güllük gülistanlık
gibi bir mana çıkmasına sebep olur yanlış yere.
Evet zor
kadın olmak Türkiye’de. Bilinen ya da göz ardı edilen zorlukları burada
sıralamak niyetinde değilim; ama onca hakları Cumhuriyetle, hem de kendini medeni sınıfına sokan nice
ülkeden önce almış kadınımızın yıllar içinde yine ötelenip haklarının sembolik
düzeylerde kalması yadırganması gereken bir gelişme değil mi? Ya da her ağızda,
“kadın, çiçektir” , “cennet anaların ayağı altındadır” gibi muhteşem cümleler
dolaşırken; kadınlara karşı saygısızlıkların, taciz ve tecavüzlerin
yaygınlaşması, söz sahibi olabileceği yerlerden uzaklaştırılıp sesinin kısılması
ve kadına karşı suç sayılacak davranışlarda bulunanların yeterince
cezalandırılmamaları garip değil mi?
Hepimizin
yaşam sebebi bir kadın. Nasıl ki güneşsiz bir hayat söz konusu değilse, tüm
teknolojik ilerlemelere rağmen kadınsız üremek mümkün değil. Mümkün olsaydı
bile kadının anaçlığının ve estetiğinin el değmediği evlerin bile ne denli
yavan, ne denli katı, darmadağınık olduğunu görebilirken, toplumların ne hale
gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Bundan
sonra bu köşenin başrolü KADIN. Burada Kadın’a
dair pek çok çalışma yer alacak. Kimi zaman bir ufacık pratik bilgi, kimi zaman
kadın yazarlarımızın eserlerinden alıntılar,
kimi zaman tarifler, kimi zaman öyküler, şiirler; kimi zaman inceleme ve makaleler,
fotoğraflar, bilgilendirmeler. Kimi zaman
dünya basınından seçmeler, kimi zaman farklı kadın hikayeleri. Kimi zaman bir,
kimi zaman birkaç çalışma ve daha nice güzellikler.
Adı
bilinmedik nice cevher çıkarmak niyetindeyim içimizden. Lütfen şiirlerinizi,
hikaye ve makalelerinizi gönderin. Okuyup paylaşılası olanları okuyucularla
buluşturalım. Dilin yetmediği yerde yardıma koşan, çektiğiniz birbirinden güzel
karelerle galerimizi oluşturalım.
Özellikle
farklı kadın hikayeleri çalışmaları için “Benim de söylemek istediklerim var”
ya da “yaşadıklarım herkese ders olsun -yol göstersin-“ diyen kadınlarımıza
kapımız sonuna kadar açık. İster siz anlatın; biz dinleyip kaleme alalım, ister
siz yazıya dökün biz seçip herkesle paylaşılmasını sağlayalım.
Nice güzel
paylaşımlarla hayatımızı zenginleştirmek dileğiyle. Hepimize mutlu günler
diliyor her birinize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum…
***
Canan
YAMAN
http://misskekik.blogspot.com.tr/
KOLAY
ŞEKERPARE
Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Malzemeler
Hamuru için:
1 Adet Yumurta
1 Çay Bardağı Sıvıyağ (Ben zeytinyağ kullanıyorum)
1 Çay Bardağı İrmik
1 Çay Bardağı Yoğurt
1 Adet Kabartma Tozu
2 Su bardağı Un
Tekrar ediyorum hamurunda şeker yok
Şerbet için:
2 Su Bardağı Şeker
2 Su Bardağı Su
Yapılışı
Yumurta, zeytinyağ ve yoğurdu çırpın ve içine irmik, kabartma tozunu ve yavaş
yavaş unu ekleyin. Ele yapışmayan bir hamur yoğurun. Ceviz büyüklüğünde hatta
biraz daha küçük parçalar alıp top top yapın ve hafif üstüne bastırın. Yağlı
kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. 160 derece de yakmadan hafif rengi dönünceye
kadar pişirin.
Diğer tarafta şerbeti için derin bir kapta şeker ve suyu karıştırın. İyice erisin. Fırından çıkarttığınız sıcak tatlıları şerbetin içine hemen atın. Alttakiler zaten hemen şekeri çekiyor. Bir beş dakika kadar sonra tek tek nazik bir şekilde alıp tepsiye tekrar dizin ve kalan şerbeti üstüne dökün. Bunu geceden yaparsanız sabaha kadar bütün şerbeti emmiş lokum kıvamında bir tatlınız oluyor.
Şimdiden afiyet olsun.
Diğer tarafta şerbeti için derin bir kapta şeker ve suyu karıştırın. İyice erisin. Fırından çıkarttığınız sıcak tatlıları şerbetin içine hemen atın. Alttakiler zaten hemen şekeri çekiyor. Bir beş dakika kadar sonra tek tek nazik bir şekilde alıp tepsiye tekrar dizin ve kalan şerbeti üstüne dökün. Bunu geceden yaparsanız sabaha kadar bütün şerbeti emmiş lokum kıvamında bir tatlınız oluyor.
Şimdiden afiyet olsun.
Etiketler:
AGİKAD,
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği,
Başkan İnsaf KILIÇ,
Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; "GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















