Ankara Girişimci Kadınlar Derneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara Girişimci Kadınlar Derneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2016 Çarşamba

BAŞKAN'IN (Avukat Şükran KİTİŞ) BAŞARI ÖYKÜSÜ VE ONUR BELGELERİ

6 Aralık 1956 da Tavşanlıda doğdu.

Tavşanlı İstiklal ilkokulunu, Tavşanlı Ortaokulunu, Tavşanlı Atatürk Lisesini bitirdi. 1975 Eylül’ünde Kütahya bölge birincisi olarak Hukuk Fakültesini kazandı. Halen serbest avukatlık yapmaktadır.

2002 yılında eğitici eğitimleri alıp Ankara Barosu staj eğitiminde ve Ankara Barosu CMUK-CMK eğitimlerinde 10 yıla yakın görev aldı. Türkiye’nin çeşitli illerinde (Urfa, Van, Ordu, Mersin, Adana, Düzce, Batman, Şırnak, Çorum, Antakya ) Barolarca davet edilerek seminerler verdi. Pek çok eğitici eğitimine katılarak uzmanlık alanlarını geliştirdi.

Ankara Barosunun Eğitici Eğitimlerinde yetişkin eğitimi konusunda yetiştirildim. Birkaç avukat arkadaşımın desteğiyle ve kendi imkânlarımızla 20 dakikalık kısa metrajlı film çektik. Bu filmi eğitim materyali olarak 10 yıla yakın kullandı.

Uluslar arası Göç örgütü ve Adalet Bakanlığı ortak projesinde İNSAN TİCARETİ İLE MÜCADELE konusunda eğitici eğitimi aldı. Bazı Barolarda eğitici olarak eğitimlere katıldı.

Ankara Valiliği ile işbirliği içinde Altındağ, Mamak, Sincan, Keçiören, Çankaya bölgelerinde bazı okullarda Öğretmenlere, öğrencilere ve velilere ayrı ayrı seminerler verdi.

2005 - 2006 yıllarında Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü bünyesinde “ŞİDDETİ ÖNLEME PLATFORMUNDA” çalıştı.

Ankara Çocuk Platformunda Çocukların Cinsel ve Ticari sömürüsü ile Mücadele ağında Ankara Barosu’nu ve Ankara Girişimci Kadınlar Derneğini temsil görevi aldı.

Hacettepe Üniversitesi’nde 4 yıl Çocuk Gelişimi ve Eğitimi,1 yıl Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencilerine RAPOR TEKNİKLERİ ve BİLİRKİŞİLİK eğitimleri verdi.

Ankara Barosu ve Adalet Bakanlığı ortak projesinde Ankara Barosunu temsilen görev aldı. 6 yıl Ceza Tevkif Evleri Hukuki Yardım grubu başkanlığı yaptı.

İçişleri Bakanlığı-Adalet Bakanlığı ortak uluslar arası TWİNİNG projesinde Ankara Barosu temsilcisi olarak yer aldı.

Ankara Valiliğinde “Terörden doğan zararların giderilmesi Komisyonunda 1 yıl çalıştı.

Ankara Valiliği İl Koordinasyon Kurulu’nda çalıştı.

İngiltere Büyükelçiliği ile Ankara Barosu ortak çalışmasında Kurumsal Yapılanma ve Kapasite Geliştirme konusunda eğitildi.

2009 yılında Afete Müdahalede Asgari Standartlar projesinde kriz yönetimi alanında uzmanlık ve yöneticilik yapmak üzere eğitim aldı.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde 2010 yılında Polis ve Jandarma Meslek içi eğitimlerinde eğitimci olarak görev aldı.

Kütahya İlinden Yetişenler Derneği ve Ankara Girişimci Kadınlar Derneği yönetiminde çalıştı. AGİKAD’ın Başkan yardımcılığı yaptı.
2010 yılında Yenimahalle Kent Konseyinde gönüllü çalıştı.

Ankara Girişimci Kadınlar Derneği’nin Ulusal Ajansa sunduğu projede 2 yıl Avusturya, Hollanda, İsveç, Romanya ile çalıştı. Bir projenin içinde 4 alt proje yaptı ve çocuklar için annelerle, sığınma evindeki kadınlarla çalıştı.

Aynı dernekte pek çok ulusal projede kadınlara ve çocuklara çocuk haklarını ve iletişim becerilerinin eğitimini verdi.

2011 yılında Uzlaştırmacı avukat eğitimini tamamlayıp 2 yıl bu alanda çalıştı.

Liderlik eğitimi ve Girişimcilik eğitimleri aldı.

2016 yılında AGİKAD Başkanı oldu. 667 s.KHK ile AGİKAD’ın faaliyeti durduruldu. 689 s. KHK ile faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmesi yönünde karar çıktı.

2017 yılında Ağustos ayında kalkınma Ajansının açtığı eğitimlere katıldı. Yeni döneme 3 yeni proje ile başlamaya hazırlanıyor.

ALINAN SERTİFİKALAR:
01) 11 EKİM 2003 Eğitici Eğitimi
02) 8 ŞUBAT 2002 CMUK eğitimi
2003 -2004 staj eğitimde eğitmen
2003 -2004 yıllarında Aile içi şiddet Platformunda çalışmalar
03) 14-16 2005 Nisan Kapasite geliştirme eğitimi
04) 12-13 Kasım 2004 İnsan ticareti ile Mücadele ve yasal düzenlemeler eğitimi
05) TBB; Avrupa Konseyi ve TAIEX ortak İnsan hakları eğitimi
06) 26-27 Mart 2004 Bahçeşehir Üniversitesi Global Hukuk Eğitim Programında çapraz sorgu eğitici  eğitimi
07) 4-5 Mart İngiltere Büyükelçiliği Ankara Barosu ortak kapasite geliştirme eğitimi
08) 14 Ekim 2005 İçişleri Bakanlığı kapasite geliştirme eğitimi
09) 14-26 Mayıs 2005 3.İnsan hakları eğitimi
10) 17-18-19 Aralık 2004 Etkileşimli Aile eğitimi
11) 22 Temmuz 2005 Adli Yardım eğitimi
12) 26-28 Temmuz 2004 Engelli hakları eğitimi
13) 24-27 2004mayıs Uzlaştırma eğitimi
14) 1-2 Ekim 2004 Çocuk hakları, ihmal ve istismar, çocuklara hukuki yardım eğitimi
15) 5 haziran 2004  de “Bilgi Edinme Hakkı Eğitim Semineri
16) 15 Mart 15 Haziran 2003 tarihlerinde İnsan Hakları Bireysel Başvuru Eğitimi











































2005 -2009 yılları arası yargı içinde çalışacak bilirkişi eğitimleri için Baro görevlendirilmesi(Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve PDR öğrencilerine)
Terörden doğan zararların karşılanması komisyonunda görev
2005 -2009 yılları arası Ankara Barosu Ceza evleri Hukuki Yardım Grubu Başkanlığı
Kamuya Yararlı derneklerden KİYD Yön. K.üyeliği ve danışmanlığı
2008 -2016 arası AGİKAD yönetimi-Genel sekreter ve Başkan Yardımcılığı
İçişleri Bakanlığı TİWİNİNG projesinde Baro temsilcisi
İnsan Ticareti ile Mücadele konusunda Adalet Bakanlığının Göç Örgütü ile birlikte gerçekleştirdiği projede eğitimcilik –koordinatörlük görevi
Denetimli Serbestlik ile ilgili Adalet bakanlığı projesinde Ankara Barosu temsilcisi

2 Nisan 2015 Perşembe

Değerlerimiz Bilinsin ki Işıklarımız Sönmesin; İnsaf KILIÇ

Değerlerimiz Bilinsin ki Işıklarımız Sönmesin
İnsaf KILIÇ (*)
Değerli okuyucular, bildiğiniz gibi, dün Türkiye’nin birçok yerinde elektrik kesintisi yaşandı.
Bu sıkıntıyla, yaşamımızı kolaylaştıran değerli bir bilim adamı EDİSON’un önemini kaç kişi hatırladı acaba?
İnsanı insanca sorgularsak, hayatımızı güzelleştiren imkân sahiplerini ve bugüne kadar faydalandığımız değerlerimizi anmıyoruz bile.
Bu olumsuz olayı kalabalık bir ortamda duyduğumuzda, birçok insanın yorumlarına tanık oldum.
Bir taraftan yaşadığımız olumsuzlukta çok da haklıydılar. Diğer tarafta, kıymet bilirliğimizi unutarak herkes barut gibi söylemleri savurdu durdu.
Günü yaşarken, nefis terbiyemizi sürekli çamura batırarak, bulunduğumuz odayı kirletiyorduk ve farkında değildik.
Bir ara şöyle demek geldi içimden, sözüm meclisten dışarı, aydınlık çağın gerisinde kalmış insanlara bakın, her birisi sorunlar karşısında tehlikeye hazır vaziyettedirler. Bunun yanında, senci benci eklenerek, kinlerini yaşama geçirerek üzülüyorlar. Hal buysa güzel insanın tarifinde, bu gibi olumsuzluklar yerine acabaları konuşsak diyorum.
Eskiden birçok insan, bu gibi durumlarda nereye koşturacağını şaşırarak, çare aramaya odaklanırdı. Ortamımızda, içimizdeki bir arkadaşımızın evdeki balıklarımı kurtarmalıyım çırpınışıyla koşturmasının örneği, evinde akvaryumu olan arkadaşıma dikkat ettim; olaya kızmamıştı bile, olumsuz kelime kullanmamıştı. Çok değerli olan bu küçük insanlık mesajı,  benim bugünkü mutluluğuma, hayat dersime katkısı olan ölçüm oldu.
Yaşanan elektrik sıkıntısıyla, mağduriyetin gerginliğinde, iyi niyetlileri denizden inci arayanlara benzetim bir an.  Işıkların sönüşüyle, sebep başlara bakınca, ışıkların gelişiyle ekrandan gördüklerim; olayı anlatırken sırıtmalar ve kendine kaçarak insan avutmada ne yazık ki rüzgârın getirdiği tozlu duvaklarda gerçeğini gizlemeye çalışan süslü laflarla devam ediyordu.
Peki; ışığımızı icat eden, ‘’asıl ışık beynini çalıştıran’’ görevli insana olan vefa borcumuzu, bir gün de olsa, ilime, bilime, insanlık adına beynini kullanan mucit insan, “EDİSON’’u, bu önemli sıkıntıda anmayı akıl ettik mi? Acaba, bu vefaya kaç kişi uyandı?
Ülkemizde, ara ara yeni yetişen bilim insanlarımızın, değerlerimizin ölüm haberleriyle sarsıldığımı da, bir anne olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Yaşananlardan incindiğim yüreğimle, insanlık adına yana, yana farkındalığımı duyurduğum satırlarda, hadim olmayarak soruyorum.
Kapılarımızı kimler kapatıyor? Neler oluyor? Vicdanımızı, ulusumuz adına yeniden ele alarak, konuya dikkat çekilse, insanlığa ne şekilde zararı olabilir? Yöneticiler kim olursa olsun! Yetkili güçlere saygılarımla, her şey bir tarafa, ışıklarımız artık sönmesin. Işık olarak adlandırdığım, bilim insanlarının yaşaması için sadece bu konu bile olsa, sorunlarımıza çözüm bulanlara sonsuz yalvarışımdır. Artık ışıklar sönmesin. Günü, İnsanı, bireyi, bireyin kendini sorgulama zamanı gelmiştir. Ama barış ve sevginin yoğurduğu hamurlu ellerde yetişen, yeni bilince uyanan annelerle ‘iyileşmeye’ merhaba diye, diye kıymet bile, bile yaşayalım. Ne dersiniz?
Aydınlık yarınlara uyanarak, nice Edison’ların hayat bulmasını dilerken…
Yaşadıklarımız sıkıntılı günler de olsa…   
Artık insanlar üzülmesin, ışıklar sönmesin… 
(*) AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği) Başkanı
(ANNEM TV_1 Nisan 2015 Çarşamba_AGİKAD ANKARA)

10 Şubat 2015 Salı

Meral ALANCI


Meral ALANCI 

Cemile ERDOĞAN

Cemile ERDOĞAN 
http://iconosquare.com/viewer.php#/user/1398973902/ 

Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye, Canan YAMAN

Canan YAMAN
Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye

Kaymaklı Antep Fıstıklı Kurabiye,
Canan YAMAN
Tamam kabul ediyorum biraz abartıp bir lezzet bombası yapmış olabilirim. Hele sıcakken kaç tane yediğimi unutmuş da olabilirim;  ama hayat güzel, arada böyle güzellikler  yapmak lazım.
Öncelikli olarak antep fıstıklı kurabiye yapmak için yola çıkıp içine evde kalan kaymağı da katmam ile ortalık fena karıştı. Hemen lafımı topluyorum ve tarife geçiyorum


Malzemeler
75 Gr Tereyağ
75 Gr Kaymak
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Yumurta
1 Su Bardağı Pudra Şekeri
1 Yemek Kaşığı Sirke (üzüm elma farketmez)
2 Yemek Kaşığı Buğday Nişastası
2/3 Su Bardağı Antep Fıstığı
2 Bardak Un (Yalnız un markasına göre değişiyor siz unu ele yapışmayacak yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar ekleyin)


Yapılışı
Tereyağ daha önce dolaptan çıkarttığım şiçin yumuşaktı. Öncelikle bu işinizi çok kolaylaştıracak bir ayrıntı söylemeden geçmek istemedim. Un  ve antep fıstığı hariç bütün malzemeyi  yoğurma kabının içinde bir kaşık yardımı ile karıştırdım. Çırptıkca koyu kek kıvamında bir karışım oldu ve azar azar unu eklemeye devam ettim. Unu ekledikçe kıvam almaya başladı ele yapışmaz yumuşak bir hamur elde edince içine fıstığı ekledim ve karıştırdım. Elimle anne kurabiyesi şekli  "iki avucumun arasına alıp yuvarlayıp hafifçe bastırıp" verip  fırın tepsisine dizdim. 160 C sıcaklıkta 15 dakika pişirdim. Kurabiyeleri hafif yumuşakken fırından aldım. Çünkü biliyorum ki soğudukça tadı ve kıvamını bulacaktır.
Afiyet olsun.

Canan YAMAN

12 Aralık 2014 Cuma

Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım; İnsaf KILIÇ

Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım...
İnsaf KILIÇ
ANNEM TV, Bu anlamlı ekrandan seslenirken, Sayın Ali KAYA kardeşim başta olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımla teşekkür ederim.
Gönüllülük esasına dayalı bir STK kurucusu ve birçok STK’da hizmet etmemin bilinci ve avantajıyla, Annem Tv’nin isim annesi olmam ve kuruluşunda bulunmam, benim için büyük önem arz eder.
Annem Tv sahi bir ihtiyaçtan doğarken kutsal varlıklarımız - annelerimizi- anlatabilmek, onları en anlamlı yönleri ile tarif edebilmek kolay değilken; Annem Tv gibi bir aracı kuruluş, bu ihtiyacı karşılamak üzere bizlere büyük güç kaynağı vermiştir ve bizi onurlandırmıştır.
Önce kız çocuğu olarak doğmuş olmanın ve sonra anne, anneanne ve babaanne olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Birçok konuyu, özellikle kadın konusunu, aileyi tiyatro oyunlarında yazıp oynadım. İmkanlarım içerisinde, önce insanı ve sonra kadını sanatla anlatmaya çalıştım. Bu bağlamda, çalışma hayatımda binlerce kadını tanıma imkanım ve konuyla ilgili tecrübelerim oldu.
Kadının yaşamımızdaki yerini ve anlamını yüreğime kazarak öğrendim. Geldiğim noktada şunu belirtmek isterim ki; Annem Tv’nin önemiyle, bu ekranda öncelikle insanı, kadını ele aldığımızda en önemli hususu, kadınlarımıza şiddet uygulayan erkekleri de bir annenin dünyaya getirdiğini ve onun yetiştirip eğittiğini unutmamalıyız. Açık bir ifadeyle, şiddete meyilli erkekleri de bir kadın, yani bir anne dünyaya getirmiştir.
Doğanın yapısı gereği; erkeksiz kadın, kadınsız erkek olmaz. Evrensel değerlerimiz doğrultusunda, dünyada iki cins de yaşamlarındaki görevleriyle var olmuştur. Hayatı sorguladığımızda, o halde, anne olmayı hak eden kadın, neden kadına değer veren erkeği yetiştirmesin. Öncelikle bu konuyu inceleyip, irdelemeliyiz.
Bu köşeden önce insanı, kadını ele aldığımızda; insanlık tarihinde neleri ihmal ederek birilerinin canını yaktığımızı, yukarıdaki saydıklarıma dayanarak görebiliyorum. Çünkü bir erkeği de kadın şekillendirmiştir.
Dünya düzeninde çoğu insan kabul etmese de, “Neden kadınlar daha çok acı çekiyor?”u özetlediğim örneğimde de görüyoruz ki; vicdan ve nefis terbiyesini gelenek göreneklerle şekillendirip korkuları tuz biber yapan, birilerinin hayatını kendi çıkarlarına alet eden, üstelik “KUTSAL KİTAPLARIN İÇİNİ’’ tam olarak insanlık adına kullanmadan inançlarımızı suiistimale uğratan, özellikle kadında şekillendirilmiş bir toplumsal gidişatla çoğu zaman karşı karşıya kalmaktayız.
O halde hayatı yeniden sorgulayabiliriz. Bana göre örneğin bir anne, kız çocuğu doğurduğunda, elleri öpülerek karşılanmalı. Çünkü anne bir sevgidir, sevgi de annedir. Annesiz evren olmaz. Gerçek o ki; yeryüzünde her şey doğurgandır ve dişinin özüyle şekillenmektedir ve bu süreçte içlerinde en değerlisi anne olarak bilinmektedir.
Annelerin doğurduğu kız çocukları, doğar doğmaz, elleri hoş geldiniz ile öpülüp karşılanmalı ve insanlık adına, sevgiyle yeniden fark edilmelidir. Annelerin doğurduğu çocuklara, özel bir eğitimle sevgi aşılanmalı ve bu çocuklar artık ayıpların, günahların, yasakların esiri olmadan özgürce, eşit bir biçimde kendini dürüstlüğe adayarak yaşamalıdır. İnsanın kendisi düzgün olursa; değil kadına, hiçbir canlıya zarar veremez ve bir başkasının hakkıyla yaşamını sürdüremez.
Bu durumda kırıp incittiğimiz insanı, özellikle de kadını, anneyi, yeniden şekillendirerek, dünyamızı nasıl güzelleştirebiliriz? Önce erkek çocuklarından başlayarak eğitimlerde, karşı cinse sevgiyle yaklaşılması öğretilerek, konunun öneminin bilinciyle 0-6 yaştan itibaren insanı yeniden ele alarak güzel bir düzen oluşturulabilir. Dünyada dört kadından birisi öldürülüyor ve bir kadın ama aynı zamanda bir anne olarak, tüm duyarlılar gibi, benim de içim yanıyor ve kahroluyorum.
Yani kadınlarımıza şiddetin önlenmesi biz kadın ve annelere düşer ve eğitimle mümkün ola ki; artık anneyi inciten, üzen, yaralayan olmasın. Ellerine silah yerine, doğuştan itibaren beyinlerine, yüreklerine sevgiyi ve vicdanı, nefis terbiyesiyle birlikte aşıladığımızda, bakın o zaman yeryüzü nasıl güzelleşecektir.
Söylenmiş değerli sözlerden birisi de, KADINI TANRI ÖZEL YARATMIŞTIR. Öyleyse kadını üzen toplum mutlu olabilir mi?! Cennet anaların ayağının altındadır derken kendi değerimizi bilmezsek, bu dünyada yaşarken hayatımızı kolaylaştırmada ne kadar gerçekçiyizdir! Söylemleri hayata geçirmekte eksikliyiz. Bence acı çekmek kaderimiz olmamalıdır.
 Bir konuyu merak ediyorum, insanlar başka bir insanın sorunlarını, özellikle de kadının değerini yüreğine ne kadar işlemiştir?
-Kadına, anneye ait sorumluluk bilincimizi, sorgulayarak yükseltmeliyiz.
-Kadın toprak anadır. Doğursun doğurmasın, bu böyledir.
-Bizler bastığımız topraktan bile özür dilemeyi başardığımız zaman, insanlığımızı yaşatmış olacağımızı düşünüyorum.
-İnsanlık adına kadın ve tüm canlılara olan borcumuz çok ama sızlanmak yerine yeniden hayatı nasıl iyileştirebilirizin yollarını bu anlamlı ekrandan seslenerek birlikte arayacağımıza ve bu uğurda katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.
-Nice barış, huzur, mutluluk dolu günlerimizi, değerlerimizi koruyarak yaşayalım diyorum.
-Yeniden yapılanarak, içimizdeki büyük gücün şifasını, eksik kalan sevgimizi, tekrar kadın erkek eşitliğiyle yenileyebilmek dileğimdir.
Değerli okuyucularım, hepimizin dünyası, anneye olan sevgiyle, farkındalıkla ışıklansın.
Annem Tv Genel Koordinatörü

4 Aralık 2014 Perşembe

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; "GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?"

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni
Suzan AYAR
GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?..
“Kadın olmak zor bu coğrafyada” diye dilimize yerleşmiş bir cümle var ki; sadece Türkiye’de kadına hayat zor diğer ülkelerde kadına hayat güllük gülistanlık gibi bir mana çıkmasına sebep olur yanlış yere.
Evet zor kadın olmak Türkiye’de. Bilinen ya da göz ardı edilen zorlukları burada sıralamak niyetinde değilim; ama onca hakları Cumhuriyetle,  hem de kendini medeni sınıfına sokan nice ülkeden önce almış kadınımızın yıllar içinde yine ötelenip haklarının sembolik düzeylerde kalması yadırganması gereken bir gelişme değil mi? Ya da her ağızda, “kadın, çiçektir” , “cennet anaların ayağı altındadır” gibi muhteşem cümleler dolaşırken; kadınlara karşı saygısızlıkların, taciz ve tecavüzlerin yaygınlaşması, söz sahibi olabileceği yerlerden uzaklaştırılıp sesinin kısılması ve kadına karşı suç sayılacak davranışlarda bulunanların yeterince cezalandırılmamaları garip değil mi?
Hepimizin yaşam sebebi bir kadın. Nasıl ki güneşsiz bir hayat söz konusu değilse, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen kadınsız üremek mümkün değil. Mümkün olsaydı bile kadının anaçlığının ve estetiğinin el değmediği evlerin bile ne denli yavan, ne denli katı, darmadağınık olduğunu görebilirken, toplumların ne hale gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Bundan sonra bu köşenin başrolü KADIN. Burada  Kadın’a dair pek çok çalışma yer alacak. Kimi zaman bir ufacık pratik bilgi, kimi zaman kadın yazarlarımızın eserlerinden alıntılar,  kimi zaman tarifler, kimi zaman öyküler, şiirler;  kimi zaman inceleme ve makaleler, fotoğraflar, bilgilendirmeler.  Kimi zaman dünya basınından seçmeler, kimi zaman farklı kadın hikayeleri. Kimi zaman bir, kimi zaman birkaç çalışma ve daha nice güzellikler.
Adı bilinmedik nice cevher çıkarmak niyetindeyim içimizden. Lütfen şiirlerinizi, hikaye ve makalelerinizi gönderin. Okuyup paylaşılası olanları okuyucularla buluşturalım. Dilin yetmediği yerde yardıma koşan, çektiğiniz birbirinden güzel karelerle galerimizi oluşturalım.
Özellikle farklı kadın hikayeleri çalışmaları için “Benim de söylemek istediklerim var” ya da “yaşadıklarım herkese ders olsun -yol göstersin-“ diyen kadınlarımıza kapımız sonuna kadar açık. İster siz anlatın; biz dinleyip kaleme alalım, ister siz yazıya dökün biz seçip herkesle paylaşılmasını sağlayalım.
Nice güzel paylaşımlarla hayatımızı zenginleştirmek dileğiyle. Hepimize mutlu günler diliyor her birinize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum…
***
Canan YAMAN
http://misskekik.blogspot.com.tr/
KOLAY ŞEKERPARE

İlk yemek konulu paylaşımı “tatlı yitelim, tatlı konuşalım” diye düşünüp kolay şekerpare tarifiyle başlayayım dedim. Şerbetli tatlılarda çok başarılı olmadığımı düşünürdüm, ta ki bu tatlıya kadar. Meğer ölçüleri ile basit bir tarif ile işe başlamam gerekiyormuş. Üstelik verdiğim ölçü ile 42 adet tatlı çıktı. Üstelik yiyen herkesten tam not aldı. Bu tatlının hamurunda şeker yok. Bu tatlının bir özelliği de şerbetini kaynatmaya gerek yok. Sadece verilen ölçüde şeker ve suyu karıştırıp tatlıların üstüne döküyorsunuz o kadar.
Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Malzemeler
Hamuru için:
1 Adet Yumurta
1 Çay Bardağı Sıvıyağ (Ben zeytinyağ kullanıyorum)
1 Çay Bardağı İrmik
1 Çay Bardağı Yoğurt
1 Adet Kabartma Tozu
2 Su bardağı Un
Tekrar ediyorum hamurunda şeker yok
Şerbet için:
2 Su Bardağı Şeker
2 Su Bardağı Su

Yapılışı
Yumurta, zeytinyağ ve yoğurdu çırpın ve içine irmik, kabartma tozunu ve yavaş yavaş unu ekleyin. Ele yapışmayan bir hamur yoğurun. Ceviz büyüklüğünde hatta biraz daha küçük parçalar alıp top top yapın ve hafif üstüne bastırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. 160 derece de yakmadan hafif rengi dönünceye kadar pişirin.
Diğer tarafta şerbeti için derin bir kapta şeker ve suyu karıştırın. İyice erisin. Fırından çıkarttığınız sıcak tatlıları şerbetin içine hemen atın. Alttakiler zaten hemen şekeri çekiyor. Bir beş dakika kadar sonra tek tek nazik bir şekilde alıp tepsiye tekrar dizin ve kalan şerbeti üstüne dökün. Bunu geceden yaparsanız sabaha kadar bütün şerbeti emmiş lokum kıvamında bir tatlınız oluyor.
Şimdiden afiyet olsun.