Başkan İnsaf KILIÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başkan İnsaf KILIÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2016 Çarşamba

EVRENSEL BİR BAŞARI.KUTLARIZ: Zeynep ERKUNT ARMAĞAN - Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı

YAŞAYAN BİR EFSANE; MİLLİ SANAYİ MUCİZESİ & TÜRK İŞÇİSİ VE ÇİFTÇİSİ'NİN MEDAR-I İFTİHARI, HAKLI GURURU 

ERKUNT TRAKTÖR’ÜN İZLERİ DÜNYADAN TAKİP EDİLİYOR
Zeynep ERKUNT ARMAĞAN
Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı
13 yıldır sektörde başarılı çalışmaları ile adından söz ettiren Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep ERKUNT ARMAĞAN, Amerika’da Women Presidents’ Organization (Kadın Yöneticiler Organizasyonu) tarafından yapılan değerlendirmede Dünya 13.’sü oldu.
Merkezi Amerika’da olan ve dünya çapında faaliyet gösteren Women Presidents’ Organization,
her yıl olduğu gibi bu yıl da son 4 yılda şirketini en hızlı büyüten 50 kadın CEO’yu belirledi. Dünya çapında başarılı iş kadınları ve girişimcilerin bir araya gelerek oluşturduğu bu platform, CEO’ların şirketlerini bir adım daha öteye taşımaları için önemli fırsatlar sunuyor. WPO’nun esas amacı ise şirketlerin büyümesini hızlandırırken, rekabeti arttırmak ve öğrenme grupları aracılığı ile ekonomik güvenliği desteklemek.
Son 3 yılda yer aldığı listede, bu yıl da Dünya 13.sü olarak yer alan Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN, 3. kez değerlendirmeye alındığı uluslararası arenada ilk 50’ye giren ilk ve tek Türk kadın CEO olma ayrıcalığına sahip. 3 kez peş peşe dünyanın başarılı işkadınları listesinde Türkiye’yi temsil eden ERKUNT-ARMAĞAN, hissettiklerini şöyle dile getirdi:
“2003 yılında Erkunt Traktör hayata geçtiğinde çok zor bir görevin beni beklediğini biliyordum. Yerli bir markayı pazara sunmak, kabul görmesi için adım adım Türkiye’yi dolaşmak, kendinizi ve ürününüzü anlatmak çetin bir süreçti. Hızlanan adımlarla bu kez de yarattığınız güvenin ve itibarın arkasında durmak, çiftçinin güvenine layık olmak durmaksızın çalışmayı gerektiriyor. Bugün geriye dönüp baktığımda;  çalışma arkadaşlarımdan bize güvenen çiftçi dostlarımıza kadar birçok paydaşımızla gerçek bir Aile olmayı başardığımızı görüyorum. Bu başarılar, bu ödüller benim gibi görünse de aslında bu büyük takımın başarısıdır. Ödül töreninin yapıldığı Baltimore/ABD’de, salondaki tek Türk kadın sanayici olarak ödülümü alırken, arkamda 2003 yılından beri Erkunt’a inanan, bugünkü Erkunt’u ortaya çıkaran herkesin varlığını hissettim. Erkunt’u bugünkü Erkunt yapan herkese şükran borçluyum.
Genç girişimcilerle bir araya geldiğim birçok platformda, başarıya giden yolun inançla çalışmak, yılmadan çalışmak ve yapılan işi çok sevmekten geçtiğini her fırsatta dile getiriyorum. Türkiye’de bu bayrağı daha da ileriye taşıyacak gençlerimizin arkamızdan geldiğini bilerek, kararlı ve sabırlı olmanın önemini onlara biz kez daha hatırlatmak istiyorum.”
Erkunt Traktör Sanayii A.Ş. ve
Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN hakkında:
Dünyanın ve Türkiye’nin ilk kadın traktör üreticisi olan Zeynep ERKUNT-ARMAĞAN Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümünden mezun olduktan sonra, Erkunt Döküm ve Makine Fabrikalarında iş hayatına atılmış, 24 yıl aralıksız sürdürdüğü bu görevine Erkunt Traktör’ün kuruluşu ile beraber son vererek, Erkunt Traktör’ün Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO’luğunu üstlenmiştir. Sektördeki başarılı ve öncü çalışmalarıyla şirketini 6. yaşında Pazar 3.’lüğüne yükselten ERKUNT-ARMAĞAN Türkiye’de ve Dünya’da Cinsiyet Eşitliği konularında yer aldığı platformlarda da önemli çalışmalar yapmaktadır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme Prensipleri(WEP) ile kadın istihdamına ve cinsiyet eşitliğine verdiği önemi yazılı olarak da deklare etmiştir.  Türkiye’de otomotiv sektöründe ilk mavi yaka kadın istihdamının da önünü açan ve bu konuda ülkemizde öncü şirket yöneticisi konumunda bulunan ERKUNT-ARMAĞAN, bu belgeyi imzalayarak çalışma hayatında cinsiyet eşitliğini ve insan haklarına saygılı şirket politikaları geliştireceğini resmi olarak kabul etmiştir.
Evli ve 2 çocuk annesi olan ERKUNT-ARMAĞAN, birçok sektör platformunda ve STK’da da da yer almaktadır.
WEPs hakkında:
Özel sektörün en önemli küresel girişimlerinden biri olan Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women Empowerment Principles-WEPs), sektör ayrımı olmaksızın ve ekonomik aktivitenin her aşamasında kadınların iş dünyasına tam olarak katılımı için güçlenmesini amaçlamaktadır. UN Global Compact ve UN Women işbirliğinin bir ürünü olan WEPs platformu, özel sektöre; iş yerlerinde, piyasalarda ve toplum genelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için dikkate almaları gereken önemli noktaları sunmaktadır. WEPs’in tüm dünyada 1.000’den fazla imzacısı bulunmaktadır.
Zeynep ERKUNT ARMAĞAN
Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı

9 Eylül 2015 Çarşamba

* Yeliz Sevin Gözü ve Yorumuyla; Suzan AYAR, Genel Yayın Yönetmeni

 Ve ona yol boyunca anlattı: Her gün ölümü düşünür, ölümle yatıp kalkarken, onlar yaşamın tadını, -sadece bir başlarına- doya doya çıkarıyorlar. Yaşam arayışlarımız tükensin, bize ancak ölüm kalsın istiyorlar. Aklımız, ruhumuz kaskatı kalsın diye, tat kalmazsa; istemeyiz, istemezsek; yollarından çekiliriz diye… 
Ne ya başka?  Yeliz Sevin -

16 Mart 2015 Pazartesi

Efsaneterlik Yorumuyla; "8 Mart 'DÜNYA KADINLAR GÜNÜ' Kutlu Olsun"; Yayına Hazırlayan: Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni Suzan AYAR

EFSANETERLİK YORUMUYLA
Merhaba! Benim adım "İnsan".  Ama; kimi için kadın, kimi için bayan, kimi için dam, Kimi için avrat, kimine göre namus, kimine göre ise... Ben aslında dünyanın en kalabalık azınlığıyım. Ve korunmaya ihtiyacım var. Hatta; Bir de günümüz var bana ve benim gibilere atfedilen. Aslında emekçi kadınları anma günü olmasına rağmen tıpkı o zaman da olduğu gibi; emeğime saygı duymayıp, hala benim sırtımdan para kazanmaya çalışan asalakların ortaya attığı ve beni zerre kadar umursamadığı bir gün! Samimiyetsizliğin dizboyu olduğu.
Sanki bütün derdimizin hayatta kalmaya çalışmak değil de; alışveriş olduğu sanılan.
Bugün bas bas kaadın haklarıııı! diye bağıran hemcinslerimin bile ertesi gün evinde oturup tek taş pırlanta için yol gözlediği.
Ünlü bazı kadınların dayak yiyen kadın makyajı yaptırıp kendini fotoğraflatarak geçirdiği.
Ünsüz olanların da indirimli makyaj malzemesi satın alma fırsatı olarak görüp dört gözle bekleyerek anlamlandırdığı gün.
Ha tabi ünlü erkeklerin de ayaklarında topuklu ayakkabı, yüzlerinde dayak makyajı ile, hiç hissetmeden, o acıyı yaşamadan beni korumaya çalıştıkları gün.
Ben, öylece olduğum halimle, kimsenin anası, kimsenin bacısı olmak zorunda kalmadan, hayatın hiçbir noktasında kadın olduğum için, kadınlığım ile barışık olduğum için aşağılanmadan, hanımefendi olmak zorunda kalmadan, insan olmayı inatla sürdürdüğüm için var olduğum kabullenilerek yaşamayı hak ediyorum. Kutlama falan istemiyorum ben! Sadece, Tecavüz etme! Öldürme! Beni dövme, ezmeye çalışma! Taciz etme! Bana bağırma, yalan söyleme! Beni KULLANMA! Beni üzme, incitme! Sevgini göster, kırma! İstemiyorum bir günlük ilginizi, sahte paylaşımlarınızı! İsim takmayın, Sıfat eklemeyin, Hakkımda ahkam kesmeyin! İnsan olduğumuzu unutmayın yeter.
8 mart; Pozitif ayrımcılığın olmadığı, Ülkemdeki tüm kadınların yaşama ve yaşatma özgürlüğüne kavuştuğu zaman, 8 Mart'a ihtiyaç duyulmadığı zaman, Kutlu olsun...

27 Ocak 2015 Salı

FARKINDA MIYIZ? İnsaf KILIÇ Annem Tv Genel Koordinatörü, AGİKAD Başkanı

FARKINDA MIYIZ?
İnsaf KILIÇ
Annem Tv Genel Koordinatörü, AGİKAD Başkanı
Ben de, bir insanım ve de anneyim derken, benim de sorumluluklarım arasında, anneliğin değerini fark etmeye borcum var derken hiç olmazsa aşağıdaki satırların farkındayım.
Bir insanın, annenin önemini anlatmada ne kadar yeterliyim bilemem ama kendi içimdeki ‘ben’e gitmenin bilinciyle, annelerin önemini anlayarak anneye olan borcumuz ve vefamızın farkındayım.
Adımdaki İnsaf’ın sorumluluğuyla, diyorum ki neden yaşantımızı güzelleştirmede, gayretlerimiz dururken başkalarından beklentilerimiz olumsuzluklarla çoğalarak kilitlenir, hesapladık mı?
Yüreğimizdeki sihirli gücü açarak günlük sayfamızı iyileştirmek adına kendimizi sorgulamayı biliyor muyuz? Güzelleşmede başarılı mıyız ve eksik kalan yanlarımızın farkında mıyız?
İnsanın kıymetini bildiğimizin ne kadar farkındayız? Tek tip insan yetiştirmek isterken değerlerimizin hesabını yapamayan bencilliklerimizin uyanması gerektiğinin farkında mıyız? bu konuda iyileşme bekleyenlerin farkında mıyız?
Bizden ilgi bekleyen annelerin ve onların doğurduğu çocukların günlük yaşamında, zeytin ekmekli sofraları hazırlarken imkansızlıklar içerisinde yaşayan çaresiz annelerin farkında mıyız?
Evinde üretim yapabilecek işsizlerin, çaresizlerin, çocuğunun günlük süt ve ekmeğini alabilecek helal kazancı yuvaya değer katarak kazanmak isterken yalvarırcasına bizden ilgi bekleyen, iş bekleyen annelerin farkında mıyız?
Bir STK’lı ve anne olarak, en çok duyduğum sözlerden birisi “Kendi emeğim olan helal kazancımla hayatımı sürdürmek istiyorum, bana imkanlar yaratın” diyenlerin sayısını merak ediyor muyuz? “Benim inancım bana kalsın Allah’la arama girme, Tanrı benim nefesimde, yüreğimde, beni senden iyi tanır” diyenlerin sesini ne kadar ciddiye alıyoruz?
Dünyada çocuğunu ninnilerle büyüten tek toplum, Türk kadını deniliyor. Öyleyse, ninnilerde dualarını tazelerken, imkansızlıklar içerisindeki annenin, biberona süt yerine çay veren yavrusunu doyurduğunu sanan ve iş ararken hangi kapıyı çalabileceğini bilemeyen onurluların, korkularıyla bütünleşen çaresizlerin farkında mıyız?
İmkansızlıklar içerisinde yaşayıp gelecek planı yapmakta zorlanan özellerimiz, bizleri var eden annelerimizin, elini tutup yüreğini ısıtmamız gerektiğinin farkın damıyız?
Uykusuz gecelerini, çaresizlikle yoğuran, sabahın sorunlarını sırtında taşıyan kimsesizlerin farkında mıyız?
Sosyal çalışmalarımızda bizzat tanık olduğum, sorunun ucundan tutarak çare aradığım gerçekte; şiddete uğramış, sırtına bağladığı yavrusunu sorunları gibi taşımaktan yorulan çocuklu annenin örneğinde olduğu gibi, evsiz, işsiz sığınma evinden çıkan günahsız yavruların nasıl yetişeceğini hesaplayamayan annelerin çaresizliğinin ve bu gibi sorunların insana olumsuzlukla döneceğinin, evreni kirleteceğinin, ilgisizlikten dolayı belki de büyüdüğünde bir şiddetçinin daha yetişeceğinin farkında mıyız?
Bu gerçeklerle olumsuzlaşan vicdansız sayısının çoğalma nedenlerini bilirken, çarede yetersiz kaldığımızın farkında mıyız?
0-6 yaş çocuklarına eğitimle verilecek insanlık dersinin eksikliği hesaba katılıyor mu? ‘İnsan Sanatı’nın neresindeyiz ve ‘bu konuya tam olarak hakim miyiz?’ sorunun neresindeyiz.
Şiddet uygulayan bir insanın çocukluğuna inildiğinde, nelerin ihmal edildiğini, neden bu hale geldiğini sorgulamadan, dünya derslerimize eksik çalıştığımızın farkında mıyız?
İnsanlık mağdurlarının nasıl iyileşeceğinin hesabını kimler yaptı? Toplumda, kimler iyilik ve sevgi için uyandırma gayretleri gösteriyor.
Nelerin yoksuluyuz?  Bırakın ülkemizi, dünya bu gibi sorunların ne kadar farkında? Neden acı ile beslenen insan sayısı çok? Hiç düşünüldü mü? Merak ediyorum.
Toplumun büyük kısmı hep sızlanmaktan bahsediyor. Çare aramak için ellerini yüreklerine koyup güçlerini birleştirmiyorlar ve bu durum benim içimi acıtıyor. Birey kendini sorgulamalı. Bana göre mutlaka çözümün bir parçası olmalı. Eksiklerimiz çok da,,,, Biz ne kadar farkındayız?
Diyorum ki!.. Bireylerin iyilik adına başaramayacağı şey yok, yeter ki herkes kendi içindeki vicdana seslenerek, hayatındaki engellere mazeret bulmaktan vazgeçip, iyilik adına yollar bulsun. Değerli, ANNEM TV okuyucuları, kısacası  kendi değerimizi yeniden fark edelim; adaletin, insan yüreğinde yeşermesi en büyük arzumdur.
Öncelikle, tüm duyarlılar başta olmak üzere; sevgiyle, barışla güzel günlerde hayatımızı yeniden kurgulayalım ve mesajımın gerçekleşmesi muradımdır.
Güzellikler sizden ayrılmasın…
Annem Tv Genel Koordinatörü

10 Ocak 2015 Cumartesi

ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK, CANAN YAMAN

ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK
Bu soğuk kış günlerinde kalbinizde sıcacık çikolata gibi olsun. Keyfiniz yerinde olsun diye çikolatalı ekmekler yaptım sizin için. Yapımı oldukça basit olmasına karşın fırından çıktığında yüzünüzde kocaman bir gülücüğe sebep olacak bu tarif. 
Malzemeler
1 çay bardağı ılık su
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 küp yaş mayanın yarısı
Aldığı kadar un
Ara katlar için kahvaltılık çikolata
Üzeri için 1 yumurta sarısı
Yapımı
Ilık su içerisinde maya ve şeker eritilir.
2 su bardağı un yoğurma kabına alınır ortası havuz şeklinde açılır , açılan havuza tüm malzeme eklenip yoğrulur.
Karışıma un takviyesi azar azar yapılır.
Ele yapışmayan yumuşak  kıvamda hamur elde edilir.Üzeri örtülerek 30 dakika mayalanması için bekletilir.
Kabaran hamur 4 eşit parçaya bölünür her bir beze avuç içinde yuvarlanır.
Hafif un serpili zemin üzerinde kelepçeli kek kalıbının tabanı genişliğinde merdane ile açılır.Yağlı kağıt üzerine alınır.Üzeri çikolata ile kaplanır.
2.beze de aynı şekilde 1 hamur genişliğinde açılır çikolata kaplı hamur üzerine örtülür , çikolata ile kaplanır.3.beze içinde aynı işlem uygulanır.4.beze en üst kat çikolatalı hamur üzerine kapatılır çikolata sürülmez.
Hazır olan hamur üzerinde ortaya pet şişe kapağı veya o genişlikte yuvarlak kapak konur , kapağın altına girilmeden hamur 8 eşit parçaya ayrılır.
8 parça da kendi arasında 2 parçaya ayrılır toplam 16 parça elde edilir.
Her 1 parça yani 2 li kol içe doğru 2 tur döndürülür.Her parça için aynı işlem yapılır ve üzerine yumurta sarısı sürülür.
Yağlı kağıt karşılıklı uçlarından tutulup kelepçeli kek kalıbının tabanı üzerine hamur yerleştirilir.
Etrafının çemberi geçirilip kilitlenir.
Önceden ısıtılmış 180C ısıdaki fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Pişen ekmek soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır servis için hazır hale getirilir.
Afiyet olsun...
Kelepçeli kalıp yerine orta boy (26-28 cm) tepsi veya borcam kullanılabilir.

HAYAT; Beste GÖNÜLKIRMAZ

H A Y A T....
Acılar mı hayatın bir diğer adı?
Maske mi hayatın taktığı şey?
Hayaller mi hayatın anlattığı masallar?
Gözyaşları mı hayatın çektirdiklerinin sonucu?
Yalanlar mı hayatın ta kendisi?
İnsanlar mı hayatın oyuncakları?
Rüzgar mı hayatın bizi savurması?
Ayrılık mı hayatın acımasızlığı?
Vicdan mı hayatın insanlardan aldığı en önemli şey?
Kalp mi hayatın  taş haline getirdiği şey?
Biz mi umursamıyoruz hayatı?
Hepsine biraz evet, biraz hayır cevap…   
Beste GÖNÜLKIRMAZ

Cemile Erdoğan karesiyle Ankara Kale Mahallesi_Pırasa ayıklayan kadın; Suzan AYAR _ AGİKAD



4 Aralık 2014 Perşembe

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; "GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?"

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni
Suzan AYAR
GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?..
“Kadın olmak zor bu coğrafyada” diye dilimize yerleşmiş bir cümle var ki; sadece Türkiye’de kadına hayat zor diğer ülkelerde kadına hayat güllük gülistanlık gibi bir mana çıkmasına sebep olur yanlış yere.
Evet zor kadın olmak Türkiye’de. Bilinen ya da göz ardı edilen zorlukları burada sıralamak niyetinde değilim; ama onca hakları Cumhuriyetle,  hem de kendini medeni sınıfına sokan nice ülkeden önce almış kadınımızın yıllar içinde yine ötelenip haklarının sembolik düzeylerde kalması yadırganması gereken bir gelişme değil mi? Ya da her ağızda, “kadın, çiçektir” , “cennet anaların ayağı altındadır” gibi muhteşem cümleler dolaşırken; kadınlara karşı saygısızlıkların, taciz ve tecavüzlerin yaygınlaşması, söz sahibi olabileceği yerlerden uzaklaştırılıp sesinin kısılması ve kadına karşı suç sayılacak davranışlarda bulunanların yeterince cezalandırılmamaları garip değil mi?
Hepimizin yaşam sebebi bir kadın. Nasıl ki güneşsiz bir hayat söz konusu değilse, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen kadınsız üremek mümkün değil. Mümkün olsaydı bile kadının anaçlığının ve estetiğinin el değmediği evlerin bile ne denli yavan, ne denli katı, darmadağınık olduğunu görebilirken, toplumların ne hale gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Bundan sonra bu köşenin başrolü KADIN. Burada  Kadın’a dair pek çok çalışma yer alacak. Kimi zaman bir ufacık pratik bilgi, kimi zaman kadın yazarlarımızın eserlerinden alıntılar,  kimi zaman tarifler, kimi zaman öyküler, şiirler;  kimi zaman inceleme ve makaleler, fotoğraflar, bilgilendirmeler.  Kimi zaman dünya basınından seçmeler, kimi zaman farklı kadın hikayeleri. Kimi zaman bir, kimi zaman birkaç çalışma ve daha nice güzellikler.
Adı bilinmedik nice cevher çıkarmak niyetindeyim içimizden. Lütfen şiirlerinizi, hikaye ve makalelerinizi gönderin. Okuyup paylaşılası olanları okuyucularla buluşturalım. Dilin yetmediği yerde yardıma koşan, çektiğiniz birbirinden güzel karelerle galerimizi oluşturalım.
Özellikle farklı kadın hikayeleri çalışmaları için “Benim de söylemek istediklerim var” ya da “yaşadıklarım herkese ders olsun -yol göstersin-“ diyen kadınlarımıza kapımız sonuna kadar açık. İster siz anlatın; biz dinleyip kaleme alalım, ister siz yazıya dökün biz seçip herkesle paylaşılmasını sağlayalım.
Nice güzel paylaşımlarla hayatımızı zenginleştirmek dileğiyle. Hepimize mutlu günler diliyor her birinize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum…
***
Canan YAMAN
http://misskekik.blogspot.com.tr/
KOLAY ŞEKERPARE

İlk yemek konulu paylaşımı “tatlı yitelim, tatlı konuşalım” diye düşünüp kolay şekerpare tarifiyle başlayayım dedim. Şerbetli tatlılarda çok başarılı olmadığımı düşünürdüm, ta ki bu tatlıya kadar. Meğer ölçüleri ile basit bir tarif ile işe başlamam gerekiyormuş. Üstelik verdiğim ölçü ile 42 adet tatlı çıktı. Üstelik yiyen herkesten tam not aldı. Bu tatlının hamurunda şeker yok. Bu tatlının bir özelliği de şerbetini kaynatmaya gerek yok. Sadece verilen ölçüde şeker ve suyu karıştırıp tatlıların üstüne döküyorsunuz o kadar.
Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Malzemeler
Hamuru için:
1 Adet Yumurta
1 Çay Bardağı Sıvıyağ (Ben zeytinyağ kullanıyorum)
1 Çay Bardağı İrmik
1 Çay Bardağı Yoğurt
1 Adet Kabartma Tozu
2 Su bardağı Un
Tekrar ediyorum hamurunda şeker yok
Şerbet için:
2 Su Bardağı Şeker
2 Su Bardağı Su

Yapılışı
Yumurta, zeytinyağ ve yoğurdu çırpın ve içine irmik, kabartma tozunu ve yavaş yavaş unu ekleyin. Ele yapışmayan bir hamur yoğurun. Ceviz büyüklüğünde hatta biraz daha küçük parçalar alıp top top yapın ve hafif üstüne bastırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. 160 derece de yakmadan hafif rengi dönünceye kadar pişirin.
Diğer tarafta şerbeti için derin bir kapta şeker ve suyu karıştırın. İyice erisin. Fırından çıkarttığınız sıcak tatlıları şerbetin içine hemen atın. Alttakiler zaten hemen şekeri çekiyor. Bir beş dakika kadar sonra tek tek nazik bir şekilde alıp tepsiye tekrar dizin ve kalan şerbeti üstüne dökün. Bunu geceden yaparsanız sabaha kadar bütün şerbeti emmiş lokum kıvamında bir tatlınız oluyor.
Şimdiden afiyet olsun.