Suzan AYAR Kadın Konulu Yayın Yönetmeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suzan AYAR Kadın Konulu Yayın Yönetmeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2015 Pazartesi

- Canan Yaman'ın Tarifi; Şekersiz Un Kurabiyesi

Canan Yaman'ın Tarifi
Münevver ablanın her tarifine güvenirim.. Sert ve minik domatesler olması önemli diyor.
Tarifine bir bak bakalım.

Şekersiz Un Kurabiyesi
Un kurabiyesini şekersiz yapıp sonrada şeker bulamayı hiç düşündünüz mü? Daha öce misket kurabiyeler yapmıştım ama bunlar tam bir lokmalık oldular.. Kesinlikle denemelisiniz diyorum
Malzemeler :
125 gr Tereyağ (oda sıcaklığında)
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Kabartma Tozu
Aldığı Kadar Un (2 Su bardağı undan sonra ekleyecekseniz kontrollü ekleyin)
1 Adet Yumurta
Dışı için:
1 Çay Bardağı Pudra Şekeri
1 Çay Bardağı Nişasta (Ben buğday nişastası kullandım)
Un hariç bütün iç  malzemeyi karıştırdım ve yumuşak bir hamur elde edinceye kadar un ekledim (toplam 2,5 bardak kadar). Sonuçta ele yapışmayan kolay şekil verebildiğim bir hamur oldu burada dikkat edilecek . Sonra fındıktan az büyük olacak şekilde elimde yuvarlatıp yağlı kağıt serdiğim tepsiye dizdim. 160 C de rengi hafif dönünceye kadar pişirin. Benim antika fırın ile 20 dakika pişirmem yeterli oldu. Kurabiyeler biraz ılıyıca başka tepside içinde karıştırdığım nişasta pudra şekeri üzerine aktardım ve tepsiyi hafifçe sallayarak bütün kurabiyelerin pudra şekerine bulanmasını sağladım. Burada dikkat edilecek nokta kurabiyeler eğer büyük olursa pudra şekeri tatlandırmak için yeterli gelmeyebilir.
Afiyet olsun

- Hacer Pekel Karesi ve yorumuyla Anneler Günü

- Hacer Pekel Karesi ve yorumuyla Anneler Günü
Diğer yarım, herşeyim.... Annelerimizin, anne olan Arkadaşlarımın günü kutlu olsun. emojiemojiemojiemojiemoji

- Ercan İnal Gözüyle Anneler Günü.

- Ercan İnal Gözüyle Anneler Günü.

9 Nisan 2015 Perşembe

MERDAK YORUMUYLA

@merdak Gözü ve Yorumuyla #ozgecan
http://iconosquare.com/viewer.php#/user/904372261/
MERDAK YORUMUYLA
Dün, daha önce hiç gitmediğim, insanlarını hiç tanımadığım bir köye fotoğraf çekmeğe gittim. Aslında niyetim fotoğraf çekmek değil, belki kendime dönmek, kafamı dağıtmaktı az da olsa. Köyün sokaklarında dalgın dalgın dolaşırken bir kadının "hoşgeldin"  lafıyla irkildim. Nasıl sıcak bir karşılama anlatamam. Evin önüne bir sandalye çıkardı, çay demledi hemen. Başkaları geldi sonra ve çocuklar. Çay içtik, sohbet ettik hiç tanımadıkları ben ve onlar. Çocuklar fotoğraf çektirmek istedi, çektim. Sanki bir bayram havası köyde.   Bir müddet sonra sıcak bir uğurlama ile ayrıldım oradan.  Anadolu’mun bütün köylerinde vardır bu samimiyet. Hiç tanımadıkları insanlara açarlar hanelerini. Eskidendi diyeceğim ama değil işte, hala var... Biz akşam hava karardığında, dolmuşta yalnız kalan bir kadını, korkar karanlıktan diye düşünüp evine kadar bırakan dolmuş şoförlerinin olduğu bir toplumduk. Yabancı bir kadınla karşılaştığımızda onu, anamız bilir, bacımız bilir, yanlış anlar diye yüzüne bakamaz, bakışlarımızı kaçırırdık. Ne oldu ki bize !!! Babamıza kız arkadaşımızı bile anlatamazken, Masum bir kıza tecavüz eden oğlumuzla cesedi birlikte yok eder olduk? Bugün siyah giymek bir çözüm mü, bir farkındalık yaratır mı bilmiyorum ama, bugün bir milat olmalı, beyaz bir sayfa açılmalı ve kendimizi ve çocuklarımızı eğitmeli, eğitmeli ve eğitmeliyiz. Bembeyaz yarınlar için...

_@robertompmoreira Gözüyle Kadın. (Halı Dokuyan Kadın-Konya


_@robertompmoreira Gözüyle Kadın. (Halı Dokuyan Kadın-Konya)

- Serhan Görürtekin ( @serhanhoca) Gözüyle Kadın

 - Serhan Görürtekin ( @serhanhoca) Gözüyle Kadın

Ercan İnal (@ercan_inal) Gözüyle Kadın (Vietnam'dan)

 - Ercan İnal  (@ercan_inal) Gözüyle Kadın (Vietnam'dan)

- Canan Yaman'dan (@instakekik) Ayın Tarifi: Patlıcanlı-Kuru Domatesli-Hellim Peynirli Makarna

CANAN YAMAN
PATLICANLI KURU DOMATESLİ HELLİM PEYNİRLİ MAKARNA
Biliyorum ismi çok uzun tuttum ama isminin uzunluğuna Yakışır bir makarna yaptım. Nasıl da lezzetli oldu imkanı yok anlatamam;  o yüzden denemeniz lazım diyerek tarifi veriyorum. Bir de itirafım var, ben aslında patlıcan yemezgillerdenim. Hiç bir yemeği damağımda tat bulmaz. Değişik patlıcan tarifleri ve yemekleri denedikten sonra farkettim ki aslında ben kızarmış patlıcan tadını sevmiyorum yani yağ ve patlıcan eşittir kişiliksiz bir yemektir benim damağımda. Öte yandan közlenmiş patlıcan salatası, alinazik kebabı, patlıcanlı ekmeği derken güzel güzel yemeye başladım. Bu tarifte patlıcan, sızma zeytinyağ sarımsak ve kuru domatesle buluştu ki bir lezzet bombasına dönüştü. 
Hemen tarife geçiyorum.
Malzemeler : 
(Yarım Paket Makarna İçin)
1 Adet Büyük Boy Patlıcan
15-20 Adet Kurutulmuş Domates (Benim Domateslerim tuzsuz özellikle belirtiyorum ki tuzunu kendiniz ayarlayın diye)
2 Adet Tatlı Sivri Biber
2 Diş Sarımsak
100 Gr Kadar Hellim Peyniri
Kekik, Nane ve Tuz
Yapılışı:
Makarnayı paketin üstündeki pişirme şekline göre haşlayın. Bu arada sosunu hazırlamaya başlayabilirsiniz. Patlıcanı alacalı soyup küçük küpler halinde doğrayın ve limonlu tuzlu suyun içinde bekletin bu arada kurutulmuş domatesleri rondonun içinde sarımsak ile birlikte parçalayın.Biberleri doğrayın.Hellim peynirini tuzunu bıraksın diye suyun içinde bekletin. Sonrada minik küpler halinde doğrayın. Patlıcanların suyunu sıkıp ağzı kapaklı bir tencere içinde az bir yağ ile kavurmaya bırakın. Ağzını kapatın ki suyunu salsın. Patlıcanlar yumuşayınca önce biberleri sonra da sarımsak ile birlikte  rondodan geçirdiğimiz domates kurusunu  ilave edin. Diğer bir tavanın içinde peynirleri yağsız olarak  tavayı sallayarak kızartın ve domatesli patlıcanlı karışımın üstüne dökün. En son kekik, nane ve 2-3 kaşık kadar sızma zeytinyağ ekleyin. (Şimdi yazarken aklıma geldi de neden fesleğen de eklemedim diye. Onu da bir sonraki yaptığımda denerim artık) İşte sosu bu kadar basit.
Sos ile süzdüğünüz makarnayı birleştirin ve sofraya getirin.
Afiyet olsun.

http://iconosquare.com/viewer.php#/detail/904966172100205231_50314549

16 Mart 2015 Pazartesi

Canan Hanım'ın tarifi: Bal Badem Kurabiye

Canan YAMAN Hanım'ın tarifi 
Bal Badem Kurabiye
Bu kurabiyeyi yedikten sonra bademle yapılan kurabiyelere bakışım değişti.. Artık benim için bademli kurabiye budur diyorum.. Tadı güzel hafif mi hafif.. Hani insanın üçer beşer yiyeceği geliyor. Çayın yanına da kahvenin yanına da mükemmel bir lezzet. Mutlaka denemelisiniz.

Malzemeler:


Malzemeler
150 Gr Tereyağ
1 Çay Bardağı Zeytinyağ
1 Adet Yumurta
1/2 Paket Kabartma Tozu
1 Su Bardağı Pudra Şekeri
1 Yemek Kaşığı Sirke (üzüm elma farketmez)
2 Yemek Kaşığı Buğday Nişastası
1/2 Su Bardağı Badem (Kabukları Soyulmuş)
1/2 Su Bardağı Fındık
2 Bardak Un (Yalnız un markasına göre değişiyor siz unu ele yapışmayacak yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar ekleyin)
Un, fındık ve badem hariç bütün malzemeyi  yoğurma kabının içinde bir kaşık yardımı ile karıştırdım.  Azar azar unu eklemeye devam ettim. Unu ekledikçe kıvam almaya başladı ele yapışmaz yumuşak bir hamur elde edince içine mutfak robotunda un haline getirdiğim fındık ve bademi ekledim ve karıştırdım. Aslıda önceden yakmamak kaydı ile az kavurursanız kokusu muhteşem oluyor. Ben burada tercih etmedim rengi beyaz kalsın istedim. Elimle yuvarlayıp hafifçe bastırıp fırın tepsisine dizdim. 160 C sıcaklıkta 15 dakika pişirdim. Kurabiyeleri hafif yumuşakken fırından aldım. Çünkü biliyorum ki soğudukça tadı ve kıvamını bulacaktır.


Afiyet olsun

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE MAĞLUP GİRENLER; Suzan AYAR, Kadın Konulu Yayın Yönetmeni

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE MAĞLUP GİRENLER
“Dişisine kötü davranan tek canlı insanoğludur” der Jack LONDON. Özgecan’ın tecavüz edilip yakılması bir kere daha göstermiştir ki; Jack London’ın bu sözü söylemesinin üstünden geçen onca zamana karşın insanoğlu bu konuda kendine yakışır kayda değer bir ilerleme sergilemekten uzak kalmış.  Hatta kızdıkça hayvan isimleriyle hakaret etmeyi bir kenara bırakıp onlardan bir şeyler öğrenmeyi deneme vakti gelmiş de geçiyor bile.
Daha söyleyeceklerim var elbette fakat içinizden bir çok kişinin aklından “ohooo olay yaşanalı ne kadar zaman oldu, yeni mi aklınız başınıza geldi?…vb” şeklinde geçirdiklerini tahmin edebiliyorum.
Çalışmalarımızı aylık sürelerle hazırlayarak sizlerle paylaşıyor olmamıza rağmen elbette bir kadına yönelik bu kadar insanlık dışı olay nedeniyle istisna yapıp arada yayın yapabilirdik. Ama istedik ki saman alevi gibi bir anda tutuşup bir anda sönüveren haklı isyanlarını dünden yarına unutuveren toplumumuza yarasını kanatmak pahasına acı gerçekleri gözlerine sokalım ve yüreklerini daraltma riskine rağmen silkinmesi için bir kere daha dürtükleyip hatırlatalım.
Hepimiz en az bir şekilde tepkimizi gösterdik. Kimimiz sokaklara dökülüp toplum vicdanının sesi oldu. Kimimiz siyahlara büründü. Kimimiz facebook, twitter, instagram …vb gibi sosyal paylaşım sitelerinde ya da başkaca sanal platformlarda acısını, ayıplamasını haykırdı. Kimimiz demeçlerinde, köşe yazılarında konuya yer verip toplumca geldiğimiz vahim noktaya dikkat çekti. Kimimiz whatsapp’da durumunu 3 siyah kare kutucuk yaptı. Kimimiz change.org’da kampanya imzaladı.  Kimimiz senaryolarında benzerliklerle konuyla ilgili mesaj verdi. İmkanları ölçüsünde tüm bu tepkileriyle “yeter” demek istedi başta kadınlarımız olmak üzere halkımız. “Artık bunları görmek istemiyorum”, “kadınlara yönelik şiddet bir son bulsun”, “yeter artık kadının giydiğiyle değil, giydiği yüzünden yaşadıklarıyla mücadele edin”, “yeter cehalet ve kolaycılıkla kendi sahip çıkamadığınız namusunuzu kadına endekslemeyin”, “yeter artık kadınlara söverek erkeklik yarışına girmek yerine adam olun, sevdiklerinizi doğru düzgün sevin”, “ yeter artık taciz ve tecavüz yasalarla gereğince cezalandırsın”,  “yeter artık adam olun, insan olalım”, “ yeter artık kadını siyasete kötü malzeme haline getirmeyin”, “yeter artık medyanın gün doldurmak ya da konuları gözden uzak tutmak zihniyetiyle kadına yönelik iğrenç şiddet hikayeleri son bulsun”…vb demek istedi.
Ne yazık ki sahip oldukları imkanlarla insanın tüylerini diken diken eden, insanlığımızdan utandıran, tahammül edilmesi zor sözler sarf edenler de oldu. Yapılması gereken şey basit arkadaşlar. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” zihniyetiyle çirkin, insanlık dışı yorum yapanların albümlerini almayın, köşe yazılarını okumayın ve gazetelere hakkında şikayette bulunun. Bu tip insanlara verilebilecek en büyük ceza görmezden gelmek; zira birinin cevabı, fark edildiği bilgisiyle geri dönüyor kendisinde. Sizin cevabınız içindekileri dinleme ve anlama yeteneği olan bir kimsenin zaten o şekilde konuşması ya da yazması söz konusu değildir.
Peki en önemlisi bu acı olayın tekrarlanmaması için ne yapmak lazım. Lütfen “Toplum böyle, giderek de kötüleşiyor” kolaycılığına sığınmadan düşünelim ve  hatırlayalım ki; sonuçta toplum dediğimiz senin benim gibi insanların birleşiminden oluşuyor.
Olanca imkanımızla tepki koymak güzel hele bu denli acı bir olayla olsa da insanların birbirine kenetlenmesi kesinlikle şahane. Ama yeterli mi?
Eğitim anne karnında başlayıp mezarda biter diyenlerdenim. Sizce de çifte standartlı çocuk yetiştirme eğilimine büyük oranda bir son vermek gerekmiyor mu? Kaçımız evde oğullarına “kız kardeşinle / ablanla (hatta annenle) doğru konuş, saygılı ve özenli davran”, “kız kardeşinin/ablanın/ annenin kıyafetiyle değil; adamsan giydikleri yüzünden kendisine terbiyesizlik edenlerle mücadele et”,  “konuştuklarında dinle, sözlerini bitirmelerine izin ver”, “hayatları hakkındaki kararlara saygı göster” …vb şeklindeki sözleri sarf ediyor?
Giderek yaygınlaşan ilahiyat okulları ve kızı erkeği ayrıştırmaya yönelik eğitimle henüz fidan olan çocuk ve gençlerimiz ne ara karşı cinsle nasıl bir arada olunur, nasıl oturulur, nasıl konuşulur ahlakını öğrenecek? Doğru şekilde yaşamayı öğrenemeyen çocukların doğru davranmalarını, hele hele yüksek mevkilere geldiğinde doğru kararlar vermesini beklemek ne denli doğru?
“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüklerine bakın.” Der Albert CAMUS. Ülkemizdeki son ölümlere bakarak kim görmek için can atılası bir ülke olduğumuzu söyleyebilir Allah aşkına?
Şu bir geçek ki yaşanan her türlü vahşette hepimizin parmağı var. Kimimiz “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek peşine düşmez”, “bir kadın hayır diyorsa aslında evet demektir, ya da nazlanıyordur”, “mini etek giyip sokağa çıkıyorsa; aranıyordur” ...vb şekildeki cahilane sözlerden cesaret alıp arsız davranışlarıyla. Kimimiz “ya aman banane, beni ilgilendirmez. Ben kendi işimde, kendi derdimdeyim” şeklindeki boşvermişliğiyle. Kimimiz “aman ya kadınmış mağdur” diyebilecek denli şuursuz cinsiyetçi ayrımcılığıyla. Kimimiz “her yerde oluyor. Büyütecek bir şey yok” şeklindeki akıllara durgunluk veren hak ve adalet bilmez mantıksızlığıyla. “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eskit etmeyeceksin” şeklinde diline doladığı hayvanlığıyla. Kimimiz doğru şekilde yasal düzenlemeler yapmayarak. Kimimiz yasaları doğru uygulamayarak.  Kimimiz “aman görünce şahit yazarlar” demesi ya da buna benzer şekilde düşüncelerle devekuşu misali başını kuma sokarak. Kimimiz boşver ahlakı bir tecavüz sahnesi koy tavan yapar izlenme oranı” diyerek. Kimimiz “yav ne haberi çıkaralım ona söylesen dert buna söylesen zarar sen en iyisi bir bıçaklanmış, vurulmuş, tartaklanmış bir kadın haberi koy. Ya ülkemizdeki de yetmez sen dünyadan bul” şeklinde bir yayın ahlakı benimseyerek. Kimimiz saçma geleneklerle ve daha nice sıralamaya imkan olmayan yanlış algı ve tavır ve davranışlarımızla.
Kim ister Özgecan’ın acı ölümünün kızının, ablasının, annesinin, teyzesinin, halasının, komşusunun başına gelmesini. Kim ister sevdiklerine zarar gelmesini? Herkes elini vicdanına koyup bir düşünsün “ben neleri yanlış yapıyorum, nasıl düzeltebilirim diye.
Herkez kendi payına düşeni yaptığında; toplum da  kendiliğinden düzelir zaten.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne mağlup giriyoruz. Bundan sonraki yıllara dersimizi alıp çalışarak açık ara farkla galip gelmeyi umuyor, bütün kadınlarımızı aydınlık yarınlar için daha düzgün erkekler yetiştirmeye bu bilincin yayılması için de canla başla çalışmaya davet ediyorum. Kadının daha bilinçli davrandığı ve toplum içindeki haklı yerini alabildiği daha nice 8 Mart Dünya Emekçi KADINLAR Günümüz olsun.
Kucak dolusu selamlar…
Suzan AYAR