10 Ocak 2015 Cumartesi

ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK, CANAN YAMAN

ÇİKOLATALI ÇİÇEK EKMEK
Bu soğuk kış günlerinde kalbinizde sıcacık çikolata gibi olsun. Keyfiniz yerinde olsun diye çikolatalı ekmekler yaptım sizin için. Yapımı oldukça basit olmasına karşın fırından çıktığında yüzünüzde kocaman bir gülücüğe sebep olacak bu tarif. 
Malzemeler
1 çay bardağı ılık su
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 küp yaş mayanın yarısı
Aldığı kadar un
Ara katlar için kahvaltılık çikolata
Üzeri için 1 yumurta sarısı
Yapımı
Ilık su içerisinde maya ve şeker eritilir.
2 su bardağı un yoğurma kabına alınır ortası havuz şeklinde açılır , açılan havuza tüm malzeme eklenip yoğrulur.
Karışıma un takviyesi azar azar yapılır.
Ele yapışmayan yumuşak  kıvamda hamur elde edilir.Üzeri örtülerek 30 dakika mayalanması için bekletilir.
Kabaran hamur 4 eşit parçaya bölünür her bir beze avuç içinde yuvarlanır.
Hafif un serpili zemin üzerinde kelepçeli kek kalıbının tabanı genişliğinde merdane ile açılır.Yağlı kağıt üzerine alınır.Üzeri çikolata ile kaplanır.
2.beze de aynı şekilde 1 hamur genişliğinde açılır çikolata kaplı hamur üzerine örtülür , çikolata ile kaplanır.3.beze içinde aynı işlem uygulanır.4.beze en üst kat çikolatalı hamur üzerine kapatılır çikolata sürülmez.
Hazır olan hamur üzerinde ortaya pet şişe kapağı veya o genişlikte yuvarlak kapak konur , kapağın altına girilmeden hamur 8 eşit parçaya ayrılır.
8 parça da kendi arasında 2 parçaya ayrılır toplam 16 parça elde edilir.
Her 1 parça yani 2 li kol içe doğru 2 tur döndürülür.Her parça için aynı işlem yapılır ve üzerine yumurta sarısı sürülür.
Yağlı kağıt karşılıklı uçlarından tutulup kelepçeli kek kalıbının tabanı üzerine hamur yerleştirilir.
Etrafının çemberi geçirilip kilitlenir.
Önceden ısıtılmış 180C ısıdaki fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Pişen ekmek soğuduktan sonra kalıptan çıkarılır servis için hazır hale getirilir.
Afiyet olsun...
Kelepçeli kalıp yerine orta boy (26-28 cm) tepsi veya borcam kullanılabilir.

HAYAT; Beste GÖNÜLKIRMAZ

H A Y A T....
Acılar mı hayatın bir diğer adı?
Maske mi hayatın taktığı şey?
Hayaller mi hayatın anlattığı masallar?
Gözyaşları mı hayatın çektirdiklerinin sonucu?
Yalanlar mı hayatın ta kendisi?
İnsanlar mı hayatın oyuncakları?
Rüzgar mı hayatın bizi savurması?
Ayrılık mı hayatın acımasızlığı?
Vicdan mı hayatın insanlardan aldığı en önemli şey?
Kalp mi hayatın  taş haline getirdiği şey?
Biz mi umursamıyoruz hayatı?
Hepsine biraz evet, biraz hayır cevap…   
Beste GÖNÜLKIRMAZ

Cemile Erdoğan karesiyle Ankara Kale Mahallesi_Pırasa ayıklayan kadın; Suzan AYAR _ AGİKAD



6 Ocak 2015 Salı

SUZAN AYAR; UMUT VE GAYRET OLDUKÇA & Lastikçi Vesile Ana_ Sandıklı_ Afyonkarahisar

UMUT VE GAYRET OLDUKÇA
Lastikçi Vesile Ana_ Sandıklı_ Afyonkarahisar
Tükettiğimiz yılın buruk yaşanmışlıklarını, karmaşık ve hatta kaosa dönen ilişkilerini, olaylarını düşündükçe Zülfü Livaneli’nin;
Ada
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar?
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle

Kimseler âşık değil mi bu şehirde?
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
Hava, martılar, ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı, şehri ve seni.
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey....,
Şiiri aklıma gelip dilime dolanır oldu
Suzan AYAR
Dünyayı ne din, ne siyaset, ne de bilim kurtarabilecek içinde bu denli kötülük barındırdıktan sonra. Bilip öğrendiklerimiz, doğru şekilde kullanırsak silah olmaktan çıkıp ilaç olmaya başlayacak ve büyük bir özensizlikle, bir o kadar da nefretle açılan yaralar sarılıp iyileştirilecek.
Hepimiz güzel şeyler isteriz. O halde sızlanmanın ötesine geçip ben ne yapabilirimi ya da bu yaptıklarım gerçekten iyi mi vicdanını sorgulama yılı olsun bu yıl; istediğimiz güzellikler için.
Bildiğimiz yanlışları başkasında aramak yerine kendi hatalarımızdan arınma yılı olsun. Kardeşçe, Dostça, İNSANCA yaşamayı öğrenip birleştiğimiz ve CAN’a hak ettiği değeri verdiğimiz bir yıl olsun.
Bize ayrılan bölüm için çalışmalarımız çok olmadı başlayalı; fakat her geçen gün zenginleşiyor. Yüreği Pırıl pırıl birçok insanla tanışıyor onların bakışını sizlerle paylaşıyorum. Bu paylaşımlarımızın insanca birliktelikleri güzelleştirerek çoğalttığı bir yıl olsun, öyle ki herkese örnek olsun.
Kısaca bu sene gelecek çok daha güzel yılların başlangıcı olsun…
Benim umudum, umutlarımı gerçekleştirmek için de gayretim var ; her şey çok daha güzel olacak.
Her birinize kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum…
                                                                                       Suzan AYAR

12 Aralık 2014 Cuma

Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım; İnsaf KILIÇ

Yeniden Yapılanmayla Işıklar İçerisinde Şifalanalım...
İnsaf KILIÇ
ANNEM TV, Bu anlamlı ekrandan seslenirken, Sayın Ali KAYA kardeşim başta olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımla teşekkür ederim.
Gönüllülük esasına dayalı bir STK kurucusu ve birçok STK’da hizmet etmemin bilinci ve avantajıyla, Annem Tv’nin isim annesi olmam ve kuruluşunda bulunmam, benim için büyük önem arz eder.
Annem Tv sahi bir ihtiyaçtan doğarken kutsal varlıklarımız - annelerimizi- anlatabilmek, onları en anlamlı yönleri ile tarif edebilmek kolay değilken; Annem Tv gibi bir aracı kuruluş, bu ihtiyacı karşılamak üzere bizlere büyük güç kaynağı vermiştir ve bizi onurlandırmıştır.
Önce kız çocuğu olarak doğmuş olmanın ve sonra anne, anneanne ve babaanne olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Birçok konuyu, özellikle kadın konusunu, aileyi tiyatro oyunlarında yazıp oynadım. İmkanlarım içerisinde, önce insanı ve sonra kadını sanatla anlatmaya çalıştım. Bu bağlamda, çalışma hayatımda binlerce kadını tanıma imkanım ve konuyla ilgili tecrübelerim oldu.
Kadının yaşamımızdaki yerini ve anlamını yüreğime kazarak öğrendim. Geldiğim noktada şunu belirtmek isterim ki; Annem Tv’nin önemiyle, bu ekranda öncelikle insanı, kadını ele aldığımızda en önemli hususu, kadınlarımıza şiddet uygulayan erkekleri de bir annenin dünyaya getirdiğini ve onun yetiştirip eğittiğini unutmamalıyız. Açık bir ifadeyle, şiddete meyilli erkekleri de bir kadın, yani bir anne dünyaya getirmiştir.
Doğanın yapısı gereği; erkeksiz kadın, kadınsız erkek olmaz. Evrensel değerlerimiz doğrultusunda, dünyada iki cins de yaşamlarındaki görevleriyle var olmuştur. Hayatı sorguladığımızda, o halde, anne olmayı hak eden kadın, neden kadına değer veren erkeği yetiştirmesin. Öncelikle bu konuyu inceleyip, irdelemeliyiz.
Bu köşeden önce insanı, kadını ele aldığımızda; insanlık tarihinde neleri ihmal ederek birilerinin canını yaktığımızı, yukarıdaki saydıklarıma dayanarak görebiliyorum. Çünkü bir erkeği de kadın şekillendirmiştir.
Dünya düzeninde çoğu insan kabul etmese de, “Neden kadınlar daha çok acı çekiyor?”u özetlediğim örneğimde de görüyoruz ki; vicdan ve nefis terbiyesini gelenek göreneklerle şekillendirip korkuları tuz biber yapan, birilerinin hayatını kendi çıkarlarına alet eden, üstelik “KUTSAL KİTAPLARIN İÇİNİ’’ tam olarak insanlık adına kullanmadan inançlarımızı suiistimale uğratan, özellikle kadında şekillendirilmiş bir toplumsal gidişatla çoğu zaman karşı karşıya kalmaktayız.
O halde hayatı yeniden sorgulayabiliriz. Bana göre örneğin bir anne, kız çocuğu doğurduğunda, elleri öpülerek karşılanmalı. Çünkü anne bir sevgidir, sevgi de annedir. Annesiz evren olmaz. Gerçek o ki; yeryüzünde her şey doğurgandır ve dişinin özüyle şekillenmektedir ve bu süreçte içlerinde en değerlisi anne olarak bilinmektedir.
Annelerin doğurduğu kız çocukları, doğar doğmaz, elleri hoş geldiniz ile öpülüp karşılanmalı ve insanlık adına, sevgiyle yeniden fark edilmelidir. Annelerin doğurduğu çocuklara, özel bir eğitimle sevgi aşılanmalı ve bu çocuklar artık ayıpların, günahların, yasakların esiri olmadan özgürce, eşit bir biçimde kendini dürüstlüğe adayarak yaşamalıdır. İnsanın kendisi düzgün olursa; değil kadına, hiçbir canlıya zarar veremez ve bir başkasının hakkıyla yaşamını sürdüremez.
Bu durumda kırıp incittiğimiz insanı, özellikle de kadını, anneyi, yeniden şekillendirerek, dünyamızı nasıl güzelleştirebiliriz? Önce erkek çocuklarından başlayarak eğitimlerde, karşı cinse sevgiyle yaklaşılması öğretilerek, konunun öneminin bilinciyle 0-6 yaştan itibaren insanı yeniden ele alarak güzel bir düzen oluşturulabilir. Dünyada dört kadından birisi öldürülüyor ve bir kadın ama aynı zamanda bir anne olarak, tüm duyarlılar gibi, benim de içim yanıyor ve kahroluyorum.
Yani kadınlarımıza şiddetin önlenmesi biz kadın ve annelere düşer ve eğitimle mümkün ola ki; artık anneyi inciten, üzen, yaralayan olmasın. Ellerine silah yerine, doğuştan itibaren beyinlerine, yüreklerine sevgiyi ve vicdanı, nefis terbiyesiyle birlikte aşıladığımızda, bakın o zaman yeryüzü nasıl güzelleşecektir.
Söylenmiş değerli sözlerden birisi de, KADINI TANRI ÖZEL YARATMIŞTIR. Öyleyse kadını üzen toplum mutlu olabilir mi?! Cennet anaların ayağının altındadır derken kendi değerimizi bilmezsek, bu dünyada yaşarken hayatımızı kolaylaştırmada ne kadar gerçekçiyizdir! Söylemleri hayata geçirmekte eksikliyiz. Bence acı çekmek kaderimiz olmamalıdır.
 Bir konuyu merak ediyorum, insanlar başka bir insanın sorunlarını, özellikle de kadının değerini yüreğine ne kadar işlemiştir?
-Kadına, anneye ait sorumluluk bilincimizi, sorgulayarak yükseltmeliyiz.
-Kadın toprak anadır. Doğursun doğurmasın, bu böyledir.
-Bizler bastığımız topraktan bile özür dilemeyi başardığımız zaman, insanlığımızı yaşatmış olacağımızı düşünüyorum.
-İnsanlık adına kadın ve tüm canlılara olan borcumuz çok ama sızlanmak yerine yeniden hayatı nasıl iyileştirebilirizin yollarını bu anlamlı ekrandan seslenerek birlikte arayacağımıza ve bu uğurda katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.
-Nice barış, huzur, mutluluk dolu günlerimizi, değerlerimizi koruyarak yaşayalım diyorum.
-Yeniden yapılanarak, içimizdeki büyük gücün şifasını, eksik kalan sevgimizi, tekrar kadın erkek eşitliğiyle yenileyebilmek dileğimdir.
Değerli okuyucularım, hepimizin dünyası, anneye olan sevgiyle, farkındalıkla ışıklansın.
Annem Tv Genel Koordinatörü

4 Aralık 2014 Perşembe

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni: Suzan AYAR; "GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?"

Kadın Konulu Genel Yayın Yönetmeni
Suzan AYAR
GÜNEŞSİZ YAŞAM OLUR MU?..
“Kadın olmak zor bu coğrafyada” diye dilimize yerleşmiş bir cümle var ki; sadece Türkiye’de kadına hayat zor diğer ülkelerde kadına hayat güllük gülistanlık gibi bir mana çıkmasına sebep olur yanlış yere.
Evet zor kadın olmak Türkiye’de. Bilinen ya da göz ardı edilen zorlukları burada sıralamak niyetinde değilim; ama onca hakları Cumhuriyetle,  hem de kendini medeni sınıfına sokan nice ülkeden önce almış kadınımızın yıllar içinde yine ötelenip haklarının sembolik düzeylerde kalması yadırganması gereken bir gelişme değil mi? Ya da her ağızda, “kadın, çiçektir” , “cennet anaların ayağı altındadır” gibi muhteşem cümleler dolaşırken; kadınlara karşı saygısızlıkların, taciz ve tecavüzlerin yaygınlaşması, söz sahibi olabileceği yerlerden uzaklaştırılıp sesinin kısılması ve kadına karşı suç sayılacak davranışlarda bulunanların yeterince cezalandırılmamaları garip değil mi?
Hepimizin yaşam sebebi bir kadın. Nasıl ki güneşsiz bir hayat söz konusu değilse, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen kadınsız üremek mümkün değil. Mümkün olsaydı bile kadının anaçlığının ve estetiğinin el değmediği evlerin bile ne denli yavan, ne denli katı, darmadağınık olduğunu görebilirken, toplumların ne hale gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Bundan sonra bu köşenin başrolü KADIN. Burada  Kadın’a dair pek çok çalışma yer alacak. Kimi zaman bir ufacık pratik bilgi, kimi zaman kadın yazarlarımızın eserlerinden alıntılar,  kimi zaman tarifler, kimi zaman öyküler, şiirler;  kimi zaman inceleme ve makaleler, fotoğraflar, bilgilendirmeler.  Kimi zaman dünya basınından seçmeler, kimi zaman farklı kadın hikayeleri. Kimi zaman bir, kimi zaman birkaç çalışma ve daha nice güzellikler.
Adı bilinmedik nice cevher çıkarmak niyetindeyim içimizden. Lütfen şiirlerinizi, hikaye ve makalelerinizi gönderin. Okuyup paylaşılası olanları okuyucularla buluşturalım. Dilin yetmediği yerde yardıma koşan, çektiğiniz birbirinden güzel karelerle galerimizi oluşturalım.
Özellikle farklı kadın hikayeleri çalışmaları için “Benim de söylemek istediklerim var” ya da “yaşadıklarım herkese ders olsun -yol göstersin-“ diyen kadınlarımıza kapımız sonuna kadar açık. İster siz anlatın; biz dinleyip kaleme alalım, ister siz yazıya dökün biz seçip herkesle paylaşılmasını sağlayalım.
Nice güzel paylaşımlarla hayatımızı zenginleştirmek dileğiyle. Hepimize mutlu günler diliyor her birinize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum…
***
Canan YAMAN
http://misskekik.blogspot.com.tr/
KOLAY ŞEKERPARE

İlk yemek konulu paylaşımı “tatlı yitelim, tatlı konuşalım” diye düşünüp kolay şekerpare tarifiyle başlayayım dedim. Şerbetli tatlılarda çok başarılı olmadığımı düşünürdüm, ta ki bu tatlıya kadar. Meğer ölçüleri ile basit bir tarif ile işe başlamam gerekiyormuş. Üstelik verdiğim ölçü ile 42 adet tatlı çıktı. Üstelik yiyen herkesten tam not aldı. Bu tatlının hamurunda şeker yok. Bu tatlının bir özelliği de şerbetini kaynatmaya gerek yok. Sadece verilen ölçüde şeker ve suyu karıştırıp tatlıların üstüne döküyorsunuz o kadar.
Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Malzemeler
Hamuru için:
1 Adet Yumurta
1 Çay Bardağı Sıvıyağ (Ben zeytinyağ kullanıyorum)
1 Çay Bardağı İrmik
1 Çay Bardağı Yoğurt
1 Adet Kabartma Tozu
2 Su bardağı Un
Tekrar ediyorum hamurunda şeker yok
Şerbet için:
2 Su Bardağı Şeker
2 Su Bardağı Su

Yapılışı
Yumurta, zeytinyağ ve yoğurdu çırpın ve içine irmik, kabartma tozunu ve yavaş yavaş unu ekleyin. Ele yapışmayan bir hamur yoğurun. Ceviz büyüklüğünde hatta biraz daha küçük parçalar alıp top top yapın ve hafif üstüne bastırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. 160 derece de yakmadan hafif rengi dönünceye kadar pişirin.
Diğer tarafta şerbeti için derin bir kapta şeker ve suyu karıştırın. İyice erisin. Fırından çıkarttığınız sıcak tatlıları şerbetin içine hemen atın. Alttakiler zaten hemen şekeri çekiyor. Bir beş dakika kadar sonra tek tek nazik bir şekilde alıp tepsiye tekrar dizin ve kalan şerbeti üstüne dökün. Bunu geceden yaparsanız sabaha kadar bütün şerbeti emmiş lokum kıvamında bir tatlınız oluyor.
Şimdiden afiyet olsun.